~Nur

~Nur
İnsanların arasında, insanlardan uzak bir insanım^^ #84559303 ~ youtu.be/Vc0VEmv99y8
Öğrenci
Üniversite
444 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
" Bilet gişesinin orada diğerleriyle vedalaştıktan sonra rüzgârlı peronda ayakta tren bekledik. Bir kış gecesinin geç bir vaktiydi, çok az konuşuyorduk kendi aramızda. Kalbim, keyifli anlardan sonra gelen o yalnızlık duygusuyla doluydu. "
" Öte yandan bekaret düşkünlüğü -pek çok kültürde günümüze kadar gelmiştir ve erkeklerin bakir olmaması asla sorun edilmemiştir- büyük olasılıkla, erkeklerin kadınları kontrol edip hakimiyet altına almalarının bir yoluydu. Bakire bir gelin almak, kocası için güç göstergesiydi ve onu evlilik öncesinde bozulmamış halde korumak, babalar ve erkek kardeşler için bir kontrol testiydi. "
" Erkek eli değmemiş bir kadınla evlenmek, neden bu kadar önemliydi? Erkeklerin, çocuklarının gerçekten kendilerine ait olduklarından emin olmak istedikleri için zinanın yasaklanmış olmasını anlamak kolay olsa da cinsel deneyim yaşamamış bir kadınla evlenmek konusunda benzeri bir gerekçe söz konusu değildir. Eğer bir kadın, evliliğinin üzerinden dokuz ay geçmeden bir çocuk doğurursa, kocasının çocuğu sahiplenmeme hakkı vardı. Fakat antik hukuk bu yönde işlemiyor, kadınların ve kızların cinsel olanaklarını engelleyerek kuralları ihlal edenleri cezalandırıyordu. Bekaret takıntısı hakkındaki açıklamalar, erkeklerin “sıkı bir bedene” duydukları arzunun yanı sıra satın aldıkları “malın” yepyeni olduğundan emin olma istekleriyle sınırlı görünmektedir. "
Her cennet vaadine inanmamak lazım
" Perslerde ise yakın akrabalarla evlilik kutlu bir şey olarak görülüyordu. MÖ 2000 ile MÖ 600 arasında ortaya çıkmış Zerdüştlük dinine mensup hükümdar, ruhban ya da sıradan her aile ensesti yaşıyordu. Hukuksal ve dinsel metinlerde bu tür birliktelikler, cennette büyük mükafat kazandıracak ve neredeyse tüm günahları silecek “mükemmel” ameller olarak övülüyordu. Eski bir kaynak şöyle demektedir: Kendi çocuğundan çocuk sahibi olan kişi ne kutlu kişidir… Kendi kızından peydahladığı oğlanı sevinç, hoşluk ve zevk bulur; bu oğlan aynı zamanda aynı annenin erkek kardeşi olur ve bir erkek evlatla bir anneden doğan oğlan da aynı babanın erkek kardeşi olur; bu ise çok daha büyük bir keyif, bir sevinç lütfudur… Bu aile daha kamildir; dert ve sıkıntı görmediği gibi, sevgiye gark olur. "
Aslında durum o kadar vahimmiş ki..
" Atina’da saygın bir kadın, Sophokles’in “ekilecek toprak” dediği, salt sperm alıcısı olarak görülüyordu. Gebe kalmada asıl işi meninin yaptığına inanılıyordu; rahim sadece dölleniyordu. Aiskhylos, Eumenides adlı kitabında meseleyi açıkça şöyle ifade ediyordu: Anne denilen kişi yavrusunun ebeveyni değil, yeni döllenmiş ceninin bakıcısıdır sadece. erkek [üste çıkan] baba olur. "