"Ona sonsuza dek yaşamayacağını söyleyin. Bizim de sonsuza dek yaşamayacağımızı söyleyin.
...
Bizden nefret etmemesini söyleyin. Her şeyi onun iyiliği için yaptığımızı söyleyin. Elimizde olmadığını söyleyin. Canavar olmadığımızı söyleyin.
...
Bizi yargılamaya hakkı olmadığını söyleyin. İstemiyorsa birlikte yaşamak zorunda olmadığımızı söyleyin. Özgür olduğunu söyleyin. Bizi yalnız bırakamayacağını söyleyin.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çünkü deneyimlerin gösterdiğine göre, hamile kadınlar böylesi konuşmalara pek ilgi duymuyor ve her şeyi kendi annelerinin yapmış olduğundan farklı yapacaklarına inanıyorlar. Halbuki çocuklarından, temelde sadece kendi özlem ve beklentilerini karşılanmasını umuyorlar. Ancak çocuk doğduktan sonradır ki, kendi sıkıntı ve çaresizliklerinin düzeyini fark edebiliyor ya da her şeyin beklentileri doğrultusunda gitmemesi durumunda gösterdikleri tek tepkinin aşırı bir öfke olduğunu şaşkınlıkla görüyorlar.
Önemli olan nokta, kendi ebeveynimizden korku duymadığımız zaman, çocuklarımız yararına özgürleşmiş olmamız ve eski vahşeti körü körüne tekrarlamak zorunda kalmamamızdır.