ŞM.

ŞM.
@Shulester
Reklam
Öfke duygusu sağlıklı ilişkilerinin önemli bir parçasıdır. Bir şeylerin yanlış gittiğini ve diğer kişinin adil olmayan bir şeyi yaptığına işaret de olabilir. Öfke kendimizi savunmamıza ve durumu düzeltmeye teşvik eder. Bununla beraber siz öfkenizi ve savunma refleksinizi bastırmaya çalıştıkça vücudunuzun doğal işaretlerini görmezden gelir ve durumu düzeltmede başarısız olursunuz.
Sayfa 348·Kitabı okudu
ŞM.
Burada aslında söylenmeye çalışan şey şu, öfke doğal bir duygudur. Fakat öfke sonucu verdiğimiz tepkiler, kendimize ve ya bir başkasına zarar veriyorsa bu sağlıklı değildir. Eğer öfkemizi uzun bir süre görmezden gelmeye alışmışsak, yani daha önce öfkemizi sağlıklı bir şekilde ifade etmeyip öfkelendiğimizi hissettiren düşünce ve bedenimizdeki değişiklikleri fark etmememişsek burada karşılaştığımız haksızlıklar ve yanlış giden durumlar hakkında aslında pek de başarılı bir sonuca gidemeyiz.
Bağımlı kişilerin hayatlarındaki kilit kişi terk ederse diye yedekte tuttukları insanlar vardır. Duygusal terk edilmekten korkan kişiler için ise yıkıcı olan kaybetme sürecinin kendisidir. O bağlantıyı yakalamak ve sonra kaybetmek ve bir kez daha Yalnızlığa geçiştir.
Sayfa 100·Kitabı okudu
ŞM.
Terk edilmenin iki temel türü vardır ve her ikisi de erken çocuklukta oluşur: Aşırı korumacı ve güvenli çevreden kaynaklanan terk edilme: Bu ortamda çocuklar, başkalarına bağımlı hale gelir. Bağımsız hareket edemezler ve birine ihtiyaç duyarlar. Bu kişilerde hem Bağımlılık hem de Terk Edilme şemaları gelişir. Hayatta kalmak için birine ihtiyaç duyduklarından, o kişiyi kaybetmek çok korkutucu olur. Duygusal olarak tutarsız çevreden kaynaklanan terk edilme: Bu türde kişiler, hayatlarında tutarlı bir şekilde yanlarında olan kimseyi bulamamışlardır. Bağımlı değildirler ama duygusal bağ kurduklarında, bu bağın kopacağına dair yoğun bir korku yaşarlar. Yalnız kalabilirler ama bağlantının kaybı onları yıkar. Bu kişiler genellikle ilişkilerden uzak dururlar çünkü tekrar incinmekten korkarlar. Farklar: Bağımlı kişiler: Yalnızlığa dayanamazlar, birine ihtiyaç duyarlar. Terk edilme durumunda hızla başka bir bağımlı ilişki kurabilirler. Duygusal terk edilme yaşayanlar: Yalnızlığa alışkındırlar ama sevdikleriyle bağ kurup sonra bu bağı kaybetmek onları derinden sarsar. Yalnız kalmaları değil, bağı kaybetme süreci yıkıcıdır.
7 ve 9 yaşlarında iki kardeş bir oyuncağı paylaşamıyor. Babaları koşarak geliyor, sorunu çözüyor. Altta yatan mesaj şudur: "Kendi başınıza sorun çözemezsiniz. Yardımıma ihtiyacınız var."
Sayfa 174·Kitabı okudu
ŞM.
Kitaptaki bu cesaret kırıcı mesaja karşılık şöyle bir teşvik edici mesaj öğreneği verilmiştir: " Jamie ve Leah, dokuz ile 11 yaşında iki kardeştir. Monopol oynarken evin köpeği içeri girip oyun kartonunun üzerine oturmuştur. Kızlar birbine girmiştir, "O benim param, senin değil." "Hayır, bunlarda benim evlerim!" "Mızıkçılık yapıyorsun." Babaları gürültüyü duyar ve müdahale için yanlarına gidecekken kendi başlarına halletmelerime fırsat vermeliyim, diye düşünür. Ama tartışma büyür ve kızlar çığlık atmaya birbini çekiştirmeye başlar. Baba anlamak için yanlarına gider. Leah, Jamie'nin saçını çekmektedir. Jamie de onu tekmelemektedir. İkisi de çok öfkelidir. "Kardeşini bırak, Leah" der babası sert sesle. "Önce biraz sakinleşin. Size 15 dk veriyorum." Kızlar farklı odalarda sakinleşip gelince babası olanı dinler. " Bu sorunu başka türlü nasıl çözebilirdiniz?" " Onunla oynamayabilirdim" der Leah. "Evet, bu bir seçenek. Peki başka?" "Köpek oyunu bozunca, oyuna yeniden başlayabilirdik." der Jamie. "Bu güzel bir seçenek. Bir daha başınıza gelirse artık ne yapacağınızı biliyorsunuz." der babası ve gülümseyerek odasına çekildi. Kızlar yeni buldukları çözümle oyun oynamaya tekrar başladı.