..İnsan güzeli kendi içinde keşfedebilir, mesela fikirlerinde veya özlemlerinde, yahut kendi üzerinde keşfedebilir, mesela dış görünüşünün ayrıntılarında. Etrafımızdaki güzellikler de kendimizi güzel bulmamızı sağlayabilir, mesela karşılaşmamıza sevinen ötekinin gözlerindeki ışıltıda kendi yansımamızı görebildiğimizde…
Şimdi de aynen öyle, tüm yaşamın ölümle sona ermediğine güvenip kendini birakmaktir mesele, sadece yasadigimiz hayat mevcut biçimiyle sona eriyor, baska bir yasam için varlık uykusunda dinlenmeye çekiliyordur. Tıpkı uykunun şifa verebileceği gibi varlık uykusu da yaşamın yaralarini iyileştirebilir, başka bir biçimde yeniden başlamazdan önce. Eski yaşamda halledilmemiş işler şimdi olası bir başka yaşama emanet edilebilir, daha bu dünyada, şen bir sükûnetle ucu açık yaşayabilirsiniz böylece. Baska ve yeni bir yaşam olasılığını hesaba katabilirsek, yaşlanan sırtımızda , güya "biricik" olan yaşamımızdan mecburen her bir şeyi talep etmekten kaynaklanan yaşam stresinin yükü hafifler.Peki ya öyle olmazsa?O zaman da o tek yaşamımız, güzel bir yaşam olmuştur en azından.
Şimdi sohbete, çok uzun zamandır sorduğum bir soru ile başlayalım: Tanrı nasıl konuşur? Kiminle konuşur? İşte yanıt
Herkesle konuşurum.Hem de her an. Soru kiminle konuştuğum olmamalı. ‘Kim dinliyor?’ diye sormalısın..