Kafka'nın en uzun, aynı zamanda en tanınmış öyküsü olan Dönüşüm, yazarın "Amerika" adlı romanını yazmaktayken sıkılıp romana ara vermek için kaleme aldığı bir eserdir. Ve yayımlanmasının üzerinden neredeyse bir asır geçmesine rağmen, hala en çok okunan kitaplar arasındadır. Zengin sembolizm eseridir bir nevi. Ve herkesin hayatında kendini Gregor ile empatiye zorlayacak anlar mevcuttur.
Hıfzı Topuz ile tanışmam Çılgın Ve Özgür ile olmuştu. Eserlerine, fikirlerine, bakış açısına, mizah anlayışına hayranlık duyduğum Sabahattin Ali'yi bir de Hıfzı Topuz'un kaleminden inceleme fırsatını bana sundu bu eser. Topuz'un okuru asla sıkmayan tavrıyla, değerli Sabahattin Ali'ye yâr olmayan devrin hikayesi harmanlanınca pek çok duyguyu en derinde hissedeceğiniz bir eser çıkmış ortaya. Hem tarihî, hem siyasî, hem toplumsal, hem de Türk entelektüel algısı anlamda alınacak çok fazla ders içerdiği kanısındayım bu eserin.
Ben bir kafa taşıyorum. Bu kafa yalnız karın doyurmak ve giyinmek için olanakları araştıran bir makine değildir. İnsan beyninin ekmek parası dışında ilgilenmesi gereken sorunları vardır. Bunların gündelik yaşamla ilgisi yoktur.
Aydın adam diye işte "ekmek parasından başka şeyleri de düşünen" adama derler.
Bana suç atmalarının nedeni benim kendi çevremden ayrı yaşayışım, hatta onlara biraz da tepeden bakışımdır. Bu çok doğaldır. Çevrem beni tatmin etmediği sürece onlardan uzaklaşmaya ve beni doyuran kitaplara dönmeye mecburum.
Onlara benzemeyeşim ve doğanın beni bunların üstünde yaratmış olması benim suçum değildir. Bunları övünmek için yazmıyorum. Bakanlık beni düşünce sahibi olduğum için kabahatli görmektedir. Ben, düşünen ve kendini bilen bir insanın başka türlü yapacağını düşünemiyorum.
Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.