Alışveriş için Bim’deydim.Öğle arası sebebiyle birden bire liseli gençlerin hıncına uğradı mekan.Onlarca öğrenci büyük bir kalabalıkla kekler,kolalar,hazır mamül çiğ köfteler,cipslerle kasaya doluştular.Sıra işini de pek beceremeden.
Kısa bir an tanıklık ettiğim bu tablo eve döndüğümden beri düşündürüyor beni kahırla.Aile,okul (toplum),devlet cenderesine sıkışmış milyonlarca genç.Hiçbirinin onları hakiki şekilde önemsemediği bir çıplaklıkta değil insan onuruna yaraşır bir yaşam sürdürmek,ayakta durabilmek ve birer dişli olabilmek için heba ediyorlar kendilerini çok kötü beslenme rejimleri ve faydasız eğitim usulleri ile.
İster istemez bu gibi durumlar bana sürekli Caraco’yu hatırlatıyor.Kendisi iflah olmayı bilmeyecek insanın üreme ve tüketimi üzerine keskin sözlerini sakınmaksızın söylerken ürpertir hepimizi haklı bir şekilde.Tabi Reich de sağolsun bizlere aile yapısının baş eğmeyi benimseterek,çocuklarını totalitarizmle nasıl döllediğini anlatır uzun uzadıya.Şaşırırsınız.
Hal mesele dışarısı böyle yakıcıyken farkındaysanız kapandığımız hanelerimizde bir nebze mutluluk arıyoruz kitaplarda ve filmlerde.Daha iyi bir dünyaya dair inancımızı tümden kaybettik.Tenhalığın gölgesinde dinlenen meyus bezginler olduk.