Yıllanmanın en büyük baskınlarından biriydi yaşamın efsununu kaybetmesi. Ne gece yolculukları, ne uzaklarda ışıldayan küçük köyler, ne akkor ay ve yeryüzüne yansısı, ne de şarkılar o çocuksu taşkınlığı canlandıramıyordu bir türlü. Otobüs yolcuları yoldaş değildi artık, başkalarının öyküleri de ilgi çekici değildi kimselere. Keşfedilecek bir şey, yer, insan kalmamıştı sanki birdenbire arz üzerinde. Hepimiz ölüp silinmeyi bekleyen acuzelere dönüşmüştük göz açıp kapayıncaya değin geçen kısacık kesitlerde, kahır ve üzüntüyle..