beni şair sandılar kalbim yok ve hiç acımıyor sandılar. En sonunda ben de bir ustura yardımıyla bir gece vakti kalbimin olmadığını zannedenlerin kalplerini kırmak umuduyla alınmamış yol, gidilmemiş orman kalmasın diye kimse yanılmasın hakkımda yanıltmayayım kimseyi diye kalbimi usulca oydum yerinden kan geldi.
"Gerçekten gerekli mi bu?" "Hayatta çok yalnız bir adam olmaman için gerekli. Yüreğinde yaşamaya başladığımda, yeni bir ufuk açılacak. Bir değişim olduğunu göreceksin."
"Değişim nedir?" "Değişiklik. Biçim değiştirme."
"Anlıyorum."
Gerçek şu ki, artık hiç korkmadığımı, kurbağadan hiç mi hiç ürkmediğimi anlıyordum. Neredeyse iki yüz yıldan beri dostum gibi bir duygu içindeydim.
Ona kızgın değildim. Ona kızmama, darılmama, onun aleyhinde düşünmeme imkan olmadığını hissediyordum. Ama bir kere kırılmıştım. Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı; Çünkü o benim için bütün insanlığın timsaliydi."
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarar dı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak ka dar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?