Havayı yırtarcasına yükselen sivri, keskin kayalar birbirlerine şaşılacak denli yaklaşarak, daracık bir boğaz meydana getirirler orada. Boğazın dibinden ince, ak çakıllı eski bir göçebe yolu geçer. Yolun iki yanında kayalıkların yüzü birbirine bakar. Ve doğal mazgal deliklerini anımsatan irili ufaklı mağaralarla peteklenmiştir yüzleri. O mağara ağızları, dişsiz, yaşlı, yorgun görünümleriyle büyük türküler söylemeye durmuş gibidirler hep. Fırtınalı, boranlı havalarda ağız ağıza top uğultusunda öterek, duyana korku verirler. Çoğunun içleri çoban ateşlerinin dumanından boğulmuştur, isli, siyahtır. Yarıkları yer yer zift tutmuş, nemlidir, elini sürsen ıslanır.