Sile

Sile
You think you're missing a person, But actually you're missing a part of yourself... Ronî Mîna Evînê Tarî Mîna Mirinê
恋の予感
2҉ ҉+҉ ҉2҉ ҉= ҉
Carpe Diem
143 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Aklı, görme işitme gücünü yitirmiş ya da garip bir uykuya dalmış gibi sık sık gözlerini tekrar tekrar yumuyor, düşüncesini işleyen gözleri, yaşlı bir nemde durgunlaşarak çevresinde olup bitenlere uzak düşüyordu. Gördüğü, duyduğu ne varsa anılarının gerisinde kaynıyor, acı bir geçmişi yaşıyor, hayli eskilerde kalmış yaşam biçimlerinin derinliklerine dalıp gidiyordu. Kanını çıldırtan, deli eden eski gençliklerini yaşıyordu belki de! Ardından da acılarla dolu anılarından birine takılıp kalmış gibi birden sıçrayarak şimdiki zamana dönüyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Penceresini usulca örterek, karmakarışık duygular içinde gezinmeye başladı içerde. Bir hiçliğe gömülmüş gibiydi. Adım bile atamadı. Bedenine inme inmiş, duygularını yitirmişti sanki. Olduğu yere çöktü kaldı.
Her şeyin bir karşılığı vardı, olacaktı. O zulümlü, işkenceli yıllar ne denli gerilerde kalırsa kalsın, sonunda bir şekilde karşılığı gelirdi. Bu dünyada hesabı sorulmayan suç kalmazdı. Kimliklerini, yüz derilerini gerdirip değiştirseler bile... Her şeyin yeri, zamanı vardı. Bugün olmasa yarın, yarın olmasa bir başka gün, insanlık suçu işleyenlerin, muhbirlerin suçları müruru zamana uğramazdı. Her şeyin unutuldu sanıldığı bir zamanda ortaya çıkar, köye düşen sıradan birinin ağzından yazgısı işte oyun ediverirdi insana. O unutulduğunu sandığı kötülüklerin tümü katlanır da, bir gün tepesine çığ örneği düşüverirdi insanın. Ve bir daha kalkamazdın altından. Yaşam bekletir bekletirdi de bağrında saklayamaz olunca kusuverirdi geri. Yaşamın da midesi, kursağı vardı çünkü. Ara sıra o da temizlerdi için
Donmuş kalmıştı. Yüzü kirece batmış gibi bembeyazdı. İçi titriyordu. Bir gün kendini tanıyacak bir insanın, yakınında ya da uzaklarda bir yerde olduğu sezgisiyle yaşamıştı hep. Sonunda korktuğu başına gelmişti. Hem de unutulduğunu sandığı, yıllardır başarıyla gizlemeye çalıştığı asıl kimliğini sıradan biri gelmiş, herkesin ortasında birkaç sözcükle patlatıp söndürüvermişti.
Havayı yırtarcasına yükselen sivri, keskin kayalar birbirlerine şaşılacak denli yaklaşarak, daracık bir boğaz meydana getirirler orada. Boğazın dibinden ince, ak çakıllı eski bir göçebe yolu geçer. Yolun iki yanında kayalıkların yüzü birbirine bakar. Ve doğal mazgal deliklerini anımsatan irili ufaklı mağaralarla peteklenmiştir yüzleri. O mağara ağızları, dişsiz, yaşlı, yorgun görünümleriyle büyük türküler söylemeye durmuş gibidirler hep. Fırtınalı, boranlı havalarda ağız ağıza top uğultusunda öterek, duyana korku verirler. Çoğunun içleri çoban ateşlerinin dumanından boğulmuştur, isli, siyahtır. Yarıkları yer yer zift tutmuş, nemlidir, elini sürsen ıslanır.