Simay Bıçakçı

Simay Bıçakçı
@Simay_
Rus Dili ve Edebiyatı
Öğrenci
Selçuk Üniversitesi
İstanbul, 5 Aralık
2 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Şu muhakkak ki insanların başlıca felaket sebebinin ahlaksızlıkları olduğuna şüphe yok.
Sayfa 80 - Milli Eğitim Basımevi, 1964.
Kültür-Sanat
Reklam
Ne günlerde yaşıyoruz, Tanrım! Genç kızlara mektuplar yazıyorlar; kızlarımız okuyup yazma biliyorlar...
Sayfa 11 - Milli Eğitim Basımevi, 1964
Kültür-Sanat
7/10
·224 syf.··
2018 26. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2018 19:15
Bu kitabı okurken dizi izleyen babaanneme bağladığım doğrudur efendim :)) “Boyun posun devrilsin Pedro”lar, “Öl artık bi’ Elena Anne”ler, “Off çok saftiriksin be Tita”lar, “Sen daha iyisine layıksın, boş ver onları John”lar havada uçuştu okuma boyunca. Kitap büyülü gerçekçilikle süslenmiş bir pembe dizi adeta. Açıkçası pek böyle bir şey beklemiyordum. Tamam kitabın kapağında bile “İÇİNDE YEMEK TARİFLERİ, AŞK ÖYKÜLERİ VE KOCAKARI İLAÇLARI BULUNAN ROMAN” yazıyor ama ne bileyim… Kitapta evin en küçüğü olan Tita adında bir kızımız var ve (çok aptalca) bir geleneğe göre evin en küçükleri asla evlenmez ve ölene kadar annelerinin hizmetini yapar ve onlara bakar. Fakat Tita’cığımızla Pedro isimli bir genç aşık olur. Elena Anne ise resmen ‘Tita olmaz o bana bakacak ama git ablasıyla evlen zaten iki yaş var aralarında’ der. Sanki pazardan elma satıyorsun be kadın! Öhöm… Sonra Pedro da sırf Tita’cığın yakınında olabilmek için kabul eder gudubet Elena Anne’nin teklifini. İşte tam burada ballı baldızlı atasözümüz devreye mi giriyor diye düşünmedim değil… Neyse efendim sonrası olaylar olaylar… Kitap acayip akıcı bir kitap. Tüm gün dışarıda olmama rağmen bir buçuk günde bitirdim. Öte yandan önce de söylediğim gibi kitapta büyülü gerçekçilik akımı hakim ve yazar bunları ‘ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken’ kıvamında yerleştirmiş hikayeye, öyle göze batıp rahatsız etmiyorlar. Hatta ben baya sevdim (Kitabın sonu hariç :) ). Yemeği hazırlayanın ruh haline göre yiyende aynı duyguyu hissettiren yemekler, soğan doğrarken sele dönen gözyaşları vs vs. Bunun yanında Meksika Devrimi’nden de izler taşıyor kitap bolca. Benim beklentimi karşılamayan kısım konuyla ve karakterlerle alakalıydı sanırım. Bilmiyorum bir şeyler içime sinmedi. Basit mi geldi desem, etkilemedi mi desem…
Edebiyat
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,297 okunma
“Erkeklerin nasıl olduğunu görüyosun işte. Ne bu dünyada, ne öte dünyada, başkasının kalktığı sofraya oturmak istemezler.”
Söylediklerine göre gözyaşı dökmeden ağlamak daha çok acı verirmiş.
Reklam