"Beni üzen tek şey, senin yıllarca kurmak istediğin o hayatta bana düşen yeri alamamak," diye cevap verdim, " keşke alabilseydim, inan, senin gibi olmayı çok isterdim, beni bağışla, hiçbir şeyi ben seçmedim, öyle yaptığımı sandığım halde."
Bir şeyin gerçekte öyle mi olduğu yoksa bana mı öyle geldiği konusu her zaman kafamı karıştırırdı.
Bir tarafım haklı olduğumu söylüyor, diğer tarafım "Sana öyle geliyor" diyordu.
Unutmak, olağan karşılamak istediğim çarpıcı gerçek gene içime işlemişti. Ona bakarken, çok tanıdık birini görüyormuşum, onu biliyormuşum duygusuydu bu.