"Bilgi bana bir harita odası gibi geliyor. Ne zaman kütüphaneye gitsem bu hisse kapılıyorum. Öğretmenlerin oynadığı rol öğrencilere harita odasındakileri sistemli bir şekilde ögretmek. Öğretmenler harita odasindaki rehberdir, o kadar. Mesele, öğrettikleri her şeyin onlarn kafasında olması değil.Ögrenciye verdiklerini kendileri yapmiyor ya da yaratmıyorlar: Tüm bilgi harita odasinda var ve öğretmenler bu odada yolunu bulabiliyor. Görevleri ise odaya giren yabancılara, kaybolmamaları için yol göstermek. Bense kolay kolay kaybolmam. Yönümü bulmasini bilirim. Genellikle nereyeyim bilirim... Simdi ne yanlış oldu?"
“Ancak sert olarak tanımlayabileceğim gözlerini gördünüz. Hiç kimse tarafından korunup kollanmamış. Hep kendi başının çaresine bakmış. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
"Evet, sakat değilim ," dedi adam. "Zorda kaldim mi hurda demiri bile sindirebilirim. Fakat simdi sindirme sorunu yaşıyorum,anlattıklarınızın çoğunu hazmedemiyorum. Demek istediğim, bu konularda hiç eğitim görmedim. Kitaplardan hoşlanırım, zaman buldukça da okurum ama okuduklarım hakkında sizin gibi düşünmemiştim hiç. Bu yüzden onlar hakkinda konuşamıyorum da.Tanımadığı bi denizin ortasinda haritasız, pusulasız kalmış gemici gibiyim. Şimdi bu eksikliklerimi gidermek istiyorum. Belki de siz beni yola koyarsınız . Tüm bu konuştuklarınızı nasıl ögrendiniz?"
Çıkmakla ne iyi ettik Dunya! -dedi Pulheriya Aleksandrovna kızının sözünü keserek; sonra, çabuk çabuk sürdürdü konuşmasını .- Acele bir işi var gibiydi sanki... Varsın biraz dolaşıp hava alsın... İnsanı bunaltan bir odası var...
Aslında her yer boğucu burada, insanın soluk alabileceği bir yer yok. Sokaklar bile penceresiz odalara benziyor. Aman Tanrım, nasıl bir kent bu böyle! Dur, kenara çekil, çiğneceksin! Bir sey götürüyorlar! Piyanoymus!.. Amma itip kakıyorlar insanı... Ben bu kızdan çok korkuyorum Dunya!