Öğrendikten sonra, bütün zorluklar geride kaldıktan sonra; vücudun her parçasında, başlangıçta bu makine kadar kör ve inatçı olan direnmenin yumuşadığını, dokunmanın mümkün olduğunu gördüğü zaman, yazık ki geçiş süresini unutuverir insan. Ilerde, yeni bir denemeye girmek üzere olduğu anda, hiç bir yararı dokunmaz; ya da dokunmayacakmış gibi gelir yaşanmış olanın. Insanlar da bırakmazlar ki: en yakınınız bile, otomobilin arka kanapesinde oturan karınız bile... bile ne demek?
Özellikle, en yakınınız, sizi aptalca bir yarışma duygusuna sürükler.
Biliyorum,
"Biz bu ilden gider olduk, kalanlara selam olsun," demişti...
Yine biliyorum,
"Bizim için hayır dua kılanlara selam olsun." demişti...
Ve Sevgili'ye gittiği o geceden sonra adının dilden dile, aşkının gönülden gönüle dolaştığını da biliyorum...
Şimdilerde ona kimisi Âşık Yunus, kimisi Biçare Yunus diyor ya, desinler.
Yahut Yunus Dedem, Tapduk Yunus, Miskin Yunus...
Derviş Yunus... Varsın onu da desinler.
Ve Türk yurtlarında, onu en çok "Bizim Yunus" diye çağırırlar.
Biliyorum...
Ten fânidir, can ölmez
Çün, gitti geri gelmez
Ölür ise ten ölür
Canlar ölesi değil