Simone

Simone
“Haydi kalk gidelim bu şehirden, gün doğarken ya da güneş batarken”
37 kütüphaneci puanı
177 okur puanı
Eylül 2016 tarihinde katıldı
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 43. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2018 12:55
#kitapyorumu #okudumbitti DURKHEİM ÖLDÜ Polisiye mi seviyorsunuz? Sosyolojiye merakınız mı var? Sherlock Holmes karakteri ilginizi mi çekiyor? Sosyal teorisyenleri ve teorilerini incelemek mi istiyorsunuz? Bütün sorularınızın, merak ettiklerinizin, ilgilendiğiniz konuların bir kitap içerisinde toplandığımı söylersem ne düşünürsünüz? Arzu İşçi Demirel önerisiyle Ankara’da gittiğim Adil Han iş hanındaki “VE” kitabevinde gözüme ilişti. “Durkheim Öldü” diyordu kitap, kapağında Sherlock illüstrasyonu ile. Elime aldım ve bırakmadım kitabı – ki sahaflarda birçok kitaba ellemişliğim vardır-. Yeni kitaba Şenol Güneş gibi davranırım, biraz demlensin diye kitaplığımda bir süre geçirmesi gerekir. Kitaplığımın raflarında girmeden bitirdiğim nadir kitaplardan biri oldu “Durkheim Öldü” Önce yazarla başlamak istiyorum. Ülkemizde pek bilinmeyen, sadece 3 kitabı Türkçeye çevrilen ( Durkheim Öldü – Bir Postmodernist İçin Postmortem: Heretik Yayınları ve Kültür Eleştirisi: Pinyan Yayıncılık) yazar Arthur Asa Berger, San Francisco Üniversitesinde; Yayıncılık ve elektronik iletişim sanatları profesörüdür. Ülkemizde sadece 3 kitabının çevrilmesine rağmen 100 den fazla makalesi, çok sayıda kitap incelemesi ve 60 tan fazla kitabının yayınlanması- ki sadece 13 kitabı Çinceye çevrilmiş- beni pek şaşırttı. Daha çok kitabının dilimize çevrilerek okurlara sunulması gerektiğine inanıyorum. Akıcı bir dili, ciddi konuları farklı kurgularla okura yedirebilmesi ve düşün dünyasına etkileri düşünüldüğünde Türk okurların bu yazardan faydalanması gerektiği kanısındayım. Bir parantezde yayınevine açmak gerekiyor. Çoğumuzun bildiği büyük yayınevlerinin (Cem, Can, YKY, İş Kültür vb.) yanında çeviri kalitesinin ve fiyatlarının düşük olduğu, bu nedenle rağbet edilen yayınevleri pek revaçta günümüzde.
Durkheim Öldü!Arthur Asa Berger · Heretik Yayıncılık · 2014373 okunma
Simone
Ne zamandır böyle bir kitap okumak istiyordum. Sosyolojiye giriş yapmaktan hep korktum, nereden başlayacağımı hiç bilemedim. İçinde hem polisiye, hem sosyoloji bulundurması ilgimi oldukça çekti. Hemen alıp okuyacağım. Yorum için çok teşekkürler.
Reklam
Sorumluluktan kaçan ve kural tanımaz insanların serbestçe dolaştığı canım ülkemde bu başıbozukluğu ve bu tür insanların hayata bakış açısını en güzel anlatan örneklerden biri, bana göre toplu taşıma araçlarının ve kamyonların arkasında ki " Allah Korusun" yazısıdır. Daha fazla para harcamamak adına gerekli kontrol ve bakımları yetkili ve bilgili kimselere yaptırılmayan araçların ve kaderinin kendi ellerinde olduğunu kavrayamamış eğitimsiz araç şoförlerinin oluşturduğu kalabalığa biz trafik diyoruz. Şimdi böyle bir trafikte kullanılan araçlar açısından bir ikilem ortaya çıkıyor. Süs olarak yazılamayacağı kesin olan bir yazının oraya yazılma sebebi dini sebeplerse, aynı yazıya sahip iki aracın çarpışmasında hangi aracın daha az korunacak olmasıdır. Kul olarak sen üstüne düşen görevi yapma, trafik kurallarına uyma, başına gelen kötü şeyleri de kader diye kabul et. Hayatı anlamak için çabalama şoför kardeşim. Tek maddelik yaşam kılavuzun yanında zaten: "Ölen ölür kalan sağlar cenazede ölene hakkını helal eder nasıl olsa." Bu durum kadar sinirlendiğim bir husus var ki yazmazsam bir yerim şişer. Taksi, dolmuş, kamyon, halk otobüsü gibi araçları kullanan insanları sanki dünyanın en zor işini yapıyorlarmış gibi gösteren radyo çalışanları yok mu kanser ediyorlar beni. Adam direksiyon sallayıp para kazanıyorsa biz kokain mi satıp eve ekmek götürüyoruz kardeşim. Kraldan çok kralcı olmanın ne anlamı var. Programı daha fazla dinleteceğim diye adamları gereksiz yüceltmek nedir. Onlarda ortalama bir emekçinin karşılaştığı zorluklara maruz kalıyorlar.Sanırsın madenden kömür çıkarıyor. Dolmuşta parayı öne uzatan, balık istifi gibi kilometrelerce ayakta yolculuk eden benim, takdiri gören şoför. Ya inerken bile adamı zora sokmayalım diye " müsait bir yerde" diyoruz. Yanlışlıkla uygun
Simone
Şu yazıda hiçbir etkileşimin olmaması sanırım tamamını okumaya üşenen insanlarımız olduğunu gösteriyor.
Puan vermedi·438 syf.·
2018 29. kitabı
Çok hızlı okunan ve akıcı bir kitaptı. Fuardan üçlü setini almıştım, sınavdan sonra okumak için de ellemedim. #üçgüneüçkitap maratonum dolayısıyla ilk kitabı bitirdim. Konusu ilgi çekiciydi. Yalanlarla yönetilen bir uzay gemisi. Yeni gezegende yaşamı sağlamak üzere dondurulan insanlar. Ve içlerinden bir tanesi açılıyor. Ötekiler de. Onlar cinayet sebepliydi, kurtarılan da oldu. Şimdi kimin açtığını bulmak ve bir taraftan da gemiyi yaşatmak zorundalar.
Edebiyat
Evrenin ÖtesiBeth Revis · Olimpos Yayınları · 20111,207 okunma
Lilith isimli okura yanıt verildi
Simone
Ben de seneler önce sadece ilk kitabını görmüştüm, o zaman ortaokuldaydım. Şimdi üniversitedeyim ve fuarda görür görmez o zamanları hatırlattı bana. İyi ki almışım dedirtti ♡
Puan vermedi·408 syf.·
2017 53. kitabı
Tekrar okumaya başladım, yine durduramadım kendimi. Bu kitaptan bir türlü uzak kalamıyorum, Mr. Darcy olmadan sanki bomboşum. Elizabeth olamıyorum bu kitap yokken yanımda. Cümle cümle ezberimde, yine de yetmiyor. Tekrar, tekrar, tekrar diye çınlatıyor kalbim beynimi.
Edebiyat
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,8bin okunma
Yasemin isimli okura yanıt verildi
Simone
Çok teşekkürler :)
Puan vermedi·168 syf.·
2017 118. kitabı
Bir otobiyografinin bir çocuğu böyle etkilemesi... Üzerinden seneler geçmesine rağmen hâlâ etkisini yitirmedi üzerimde, görsem elime alır baştan başlarım okumaya. Her seferinde de aynı duygusallıkla okurum eminim. Bütün zorluklara rağmen ailenin bir arada durması, o yaşta hayatın acı gerçeklerinin farkına varan çocuklar ve yaptıkları...
Ekmek ParasıMuzaffer İzgü · Bilgi Yayınevi · 2014947 okunma
K ˇ isimli okura yanıt verildi
Simone
Rica ederim
Reklam