İhsan cezaevleri için, “Burası çıplak adamlar ülkesi,” demişti.Buradaki çıplaklık, üst başla ilgili değil, insanların içyüzleriyle ilgili... Dışarda insanı insandan saklayan çeşitli perdeler, peçeler, maskeler, burada birkaç güne varmadan sıyrılıp düşüyor.
sisler bulvarı bir gece haykırmıştı
ağaçları yatıyordu yoksuldu
bütün yaprakları sararmıştı
bütün bir sonbahar ağlamıştı
ağlayan sanki istanbul'du
öl desen belki ölecektim
içimde biber gibi bir kahır
bütün şiirlerimi yakacaktım
yalnızlık bana dokunuyordu
Dönemeçleri, zaman zaman başka çeşit yılgınlığa çıkan yalnızlığı değil! Güven verici, dinlendirici yalnızlık... “İçindeki karanlık mağarada umutsuzluğun aç bir ayı gibi homurdanarak uyandığını sana duyurmayan bir yalnızlık.”
“Yedi yıl. Yani seksen dört ay. Yani, üç yüz otuz altı hafta. Yani, padişah, üç yüz otuz altı defa selamlığa çıkacak. Askerler üç yüz otuz altı defa ‘Padişahım çok yaşa!’ diye bağıracaklar.”