Kitaplığımda onlarca okunmayı bekleyen kitap varken yıllar önce okuduğum kitabı tekrar okudum. Meursault'u o zaman sevmemiştim belki kaçırdığım bir şey vardır diye düşündüm kitabı tekrar okudum ama fikrim değişmedi seni gene sevemedim Meursault.
Meursault, Cezayir’de yaşamaktadır, annesini kaybetmiştir ama bu duruma o kadar kayıtsızdır ki bugün annem öldü belki de dün bilmiyorum der. Onun için hiç bir şey fark etmez, sevgilisi evlenelim der fark etmez der, annesinin ölümüne neden üzülmediği sorulur annemi gömdüğüm gün çok yorgundum, uykum vardı bu yüzden olup bitenlerin pek farkına varmadım der. Cinayet işler idamla yargılanır pişmanlık duymaz. Hayat, yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir der. ( Burada "Yaşamak şakaya gelmez, yetmişinde bile mesela zeytin dikeceksin" diyen Nazım'a kalbimi bırakıyorum).
Kitap kısaca, keder, sevinç,pişmanlık, şaşkınlık ve aklınıza gelebilecek tüm duygulara uzak duran 'Yabancı' kavramından bahseder. Kitabın dili gayet akıcı, birkaç saatte bitirebileceğiniz güzel bir kitap. Ayrıca Zeki Demirkubuz'un Yazgı adlı filmi bu kitaptan esinlenmiştir. Filmdeki Musa da bizim yerli Meursault'umuzdur.İzlemediyseniz izleyin ama önce kitabı okuyun lütfen. Kitapla kalın,iyi okumalar