Gördüğüm, aralarında yaşadığım bu insanlardan farklı ve uzak olduğumun farkına varmam tahammül edilir gibi değildi. Ama görüşteki benzerlik, silik hem uzak hem de yakın bir benzerlik beni onlara bağlıyordu. Ancak hayatın ortak ihtiyaçları söz konusu şaşkınlığımı azaltıyordu.
Hayatın kendisi baştan sona gülünç bir hikaye, inanılması güç, ahmakça bir masal değil midir? Ben de kendi hikayemi, masalımı yazmıyor muyum? Hikaye ulaşılamayan arzular için bir kaçış yolu yalnızca. Her hikayecinin kendisine kalıtımla geçen ve sınırlı ruh dünyasına uygun olarak hayal ettiği arzular. ..
Oysa benim hayatımda tek bir mevsim oldu ve hep aynı haldeyim. Sanki bütün hayatım soğuk bir yerde ve sonsuz bir karanlıkta geçmişti. Ne var ki içimde beni mum gibi eriten bir ateş var daima.
Çocukluk ve yaşlılığın türlü evreleri benim için içi boş sözlerinden başka bir şey değil. Yalnızca sıradan insanlar ve ayaktakımı için bunlar. Ayaktakımı, evet işte aradığım sözcük tam da buydu! Onların hayatları yılın mevsimleri gibi belirli bir sınıra sahiptir. Yılın mevsimleri gibi ılıman yerlerde geçer onların hayatları.