Simurg

Simurg
@Simurgbook
instagram.com/simurblog?igsh=... “Tanrım, affet beni; tek günahım kitaplar!”
“Kent, geçmişini içinde taşır; tıpkı bir elin çizgileri gibi.” Bu cümleye takıldım; Kent, yaşananların toplamı değil, izlerin üst üste binmesi midir? Mimari bir yapıdan çok, hatırlamanın mekânsal karşılığıdır sanırım. İnsan belleği nasıl silinmeyen kırışıklıklar taşıyorsa, kent de yaşanmışlığını saklar; unutulmuş gibi görünen her şey, bir sokak köşesinde yeniden belirir.
Reklam
“Hiçbir insan bir ada değildir, başlı başına; her insan kıtanın bir parçası, ana karanın bir bölümüdür. Denizin kopardığı her parça Avrupa’dan bir eksiltmedir; bir burun kadar, bir dostunun malı kadar. Bir insanın ölümüyle ben de eksilirim, çünkü insanlıkla bağlıyım. Bu yüzden, çanların kimin için çaldığını asla sorma; çanlar senin için çalıyor.” John Donne
“Korku, en çok insanın kendine benzer.”
Cümleler biter de etkileri geçmez. Burada anlatılanlar değil, hatırlananlar kalır. Dünya çok şey söyler ama azını saklar; ben o azın tarafındayım.
9/10
·262 syf.··
2025 1. kitabı
Savaş, insanı öldürmeden önce eğitir. Romain Gary’nin Polonya’da Bir Kuş Var’ı bir savaş romanı gibi başlıyor ama asıl derdi savaş değil: insan kalmanın eğitimi. Sis, açlık, saklanma ve kayıp… Romanın “sığınak” sahneleri bana şunu düşündürüyor: Güvenli yer her zaman coğrafyada değil; bazen yalnızca cümlelerin içinde, bazen de “umudu kesmemek” denen o sert görevde. Sizce umut bir duygu mu, yoksa bir sorumluluk mu?
1000Kitap
Polonya'da Bir Kuş VarRomain Gary (Emile Ajar) · Agora Kitaplığı · 2012384 okunma
Reklam