Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Burada anlaşılması hayâti olan iki sözcük euriskò (keşif) ve ekporizổ’dur (icat). Platon öğretisinde anlaşıldığı şekliyle logos, varlığının gerekçesini, 'düzen' anlamına gelen kosmos' tan alır; logos hiçbir koşulda doğrudan insan icadı değildir. Bu anlamda dil, konuşma ve düşünme dâhil hiçbir sanat (tekhne) daha önce olmayan şeylerin sıfırdan icatları değil, birer keşif olarak ihtiyaca binâen geliştirilmek sûretiyle işe yarar hâle getirilen (paraskeuazõ) faâliyetlerdir. Bunun anlamı tekhne’nin insanın doğayı bir tür kitapmış gibi 'okuyarak yazma' tarzı olması bakımından doğada doğrudan bulunan logos'u kendi ihtiyaçları dogrultusunda kullanılabilir bağlama taşıyacak biçimde her şeyden önce 'bilgi'ye dönüştürmesidir. Bu anlamda tekhne, sonucu (ürün) bakımından bir yaratı/icat olsa da bunu gerçekleştirebilmesi için gerekli bilgi bağlamı, logos olarak ilkesi ve kökeni doğada bulunması bakımından tümüyle bir keşiftir.”
Sayfa 89·Kitabı okudu
Reklam
Başka deyişle, Platoncu bağlamda philosophia, 'yaşanan' bir mûthos olarak beşere (anthropos), doğarak düşmüş bir kanatlı (ptèros: kanatlı) olması bakımından zorunlu kılınmış bir aslına iade ve va'z (yerine konulma) ödevidir. Bu anlamda da Platon düşüncesi bir öğreti oluşunun anlamını asli bakımdan mutlak kapsayıcı kozmik ölçekteki 'teleolojik' oluşunda bulur; başka deyişle, anthropos'un (beşer) yaratılma amacına (aslına iade ile ölümsüzlük) gerçekleştirmesinde.”
Sayfa 88·Kitabı okudu
Sokratik bilgeliğin meşhur ifâdesi, "erdemin bilgi olması" doğrudan belirtilmeye çalışılan bu çerçeveden kaynaklanır. Bu nedenle de hâlâ farkında dahi olmadan evreni Aristotelesçi ontoloji içinden at gözlükleriyle görerek içine düştüğü "zihinsel alışkanlık"tan kurtulamayan, onu tümüyle önceden belirlenmiş (deterministik) kabul ettiği hâlde ister istemez bu mekanik yapının (makine ya da saatin) doğrudan makinistini ya da saatçısını de kendisi icat etmiş olan; buna karşın çelişkiye düştüğünün dahi farkına varmadan aynı deterministik kurguda evrenin olmasını bir tesadüf (tukhē) eseri olarak gören (kör saatçi) pozitivist ideolojinin tipik anlayışı içinden Platon okuması yaparak yukarıda özetini vermeye çalıştığımız aretē (erdem) tanımının anlaşılması mümkün görünmemektedir. Ne tesadüftür ki 19. yüzyılla birlikte ortaya çıkan pozitivist doktrini benimsemiş bilimsel bilgi anlayışının en temel sorunu da zâten bilgiden koparılmış kendinden menkûl 'erdem' anlayışıdır. Bunun sonuçları, modern fizikte atomik yapıların keşifiyle birlikte, bilim insanlarının kendi elleriyle geliştirdikleri nükleer silahların savaş bahanesiyle sivillerin üzerinde denenmesi olarak en uç ve en net kanıtını oluşturur.”
Sayfa 79·Kitabı okudu
“Logos evrenin (kosmos) düzenini temsil eden bir ilke olduğu içindir ki insanın yaratılmış olmasında erdemli olma insan yaratılışının telos' u (nihâi olana, sınıra bağlı tamamlanma esasında anlaşılmak kaydıyla gậye/amaç/erek) olarak ortaya çıkar; çünkü erdemin hakîkati olması bakımından kemâl, bilginin nihâi sınırı olarak sonlu varlıkta mümkün yegâne mükemmellik hatta belki de bir tür faniliği içinde bir çeşit ölümsüzlük tesellisidir.”
“Platon metafiziğinde "anthropos psûkhe" , var olan her şeyin bir sebebe (aition) göre yaratılmasına bağlı olarak, kendisini sadece yine kendisinde mevcut etkilenimlerin (pathemata; teessürlerin) ilgili erdemlerini hakîkatine ulaştırarak gerçekleştirebilir. Erdemin hakîkati ise onun kemâlinin (tamamlanma) tecrübesidir. Bununla birlikte tam da bu nedenle insanın iyi ve kötüyü ayırt edebilmesi doksa içinden mümkün olmadığı için onu hakîkatin aldatıcı görünüşünden hakîkatin kendisine yönlendirecek logos'u zemin alan bir faâliyete ihtiyacı vardır. Aksi takdirde bilgi (epistēmē) erdemden kopmuş olarak doğrudan insandaki hayvâni haz ve iştahların (epithumiai) etkisiyle güç ve şiddete hizmet edecektir. Philosophia'nın nüvesini oluşturan eğitim (paideia), asli rolünü tam olarak burada; bilgeliğin Sokratesçi formülü olan bilgi ve erdemin birliğinde bulur.”
Reklam