“Hıristiyan dünyasında panteizmin en saf örneği Spinoza'nın (1632-1677) a priori sistemidir.* Bu sebeple onu temel örneğim olarak ele alacağım. Spinoza'nın düşüncesinin temeli, sadece bir öz-Tanrı olduğudur. "Tanrı’nın kesinlikle sonsuz bir varlık olduğunu anlıyorum. Öyle ki bu cevher, sonsuz sıfatlardan/niteliklerden oluşur. Bunlardan her biri ezeli ve ebedi varlığı ifade eder." Tanrının özü, tüm sınırlı varlıklarda kip olan iki ebedi sıfata (yayılma/uzam ve düşünce) sahiptir. "Yayılma ve düşünce ya Tanrı’nın sıfatları ya da Tanrının sıfatlarının değişmesi/modifikasyonudur. Tanrı hakkında ya da Doğa hakkında konuşabiliriz. Bir açıdan bakıldığında Âlem yaratıcıdır; diğer açıdan bakıldığında yaratılmıştır. Sonuç olarak her şey Tanrının doğası tarafından belirlenmiştir. Her şey Tanrının belirli doğasının zorunluluğundan türemiş olmalı ve ilahi doğanın gerekliliği yoluyla varlık veya eylem için belirlenmiş olmalıdır. "Sonuç olarak insan düşüncesi Tanrı’nın düşüncesidir.” * “A priori sistem: Doğruluğu aklen apaçık olan ilkelerden hareketle varlık âleminde ne olup bittiğini açıklamaya çalışan felsefi sisteme verilen isim.”
“Aquinas'ın şu ifadesine dikkat etmeliyiz: "Tanrı her şeydedir, aslında onların özünün bir parçası olarak ya da bir nitelik olarak değil, ama üzerinde etkide bulunduğu şeye etkin bir nedenin mevcut olduğu tarzda." Tanrı kendi yaratılmamış yaşamını yarattıklarına vermez. Aksine, onun içkinliği tam da onların yaratıcı gücüne sürekli bağımlılıklarından oluşur.
Üstelik bu güç, ruhsal ve görünmezdir. Tamamen gözümüzden gizlenmiştir. …”
“Sonsuzluğun doruğunda Tanrı her şeyi zamansal hareketinin içinde seyreder. Zamanda meydana gelen olaylar onun nezdinde zaten hazırdır. Sokrates'i otururken gördüğümde, bilgim kesin ve yanılmazdır ama bu, Sokrates'e oturması için hiçbir zorunluluk yüklemez. Ve böylece Tanrı, bizim için geçmiş, şimdi veya gelecek olan şeylere bakarken, onları mevcut gerçeklikler olarak hatasız ve kesin olarak bilir, ancak onlara var olma zorunluluğunu dayatmaz.”