Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
“Kuşkusuz Aquinas, sonlu varlıkların, en eksiksiz varlık (maxime ens) olan Tanrı ile bağlantılı çeşitli derecelerde varlığa sahip olduğunu söylemiştir. Ancak yaratılanlar, kendi varoluş kaynaklarını yansıttıkları ölçüde varlığa sahip olsalar da (birinin diğerinden daha fazla varlığa sahip olması için) hepsi gerçekten doğalarını gösterebileceği bir derecede varlığa sahiptir.Bu nedenle, solucan ölçeğinde düşük bir yer işgal etse de yaratılan varlık, gerçekten bir solucandır (Tanrının hayalinin bir parçası ya da O'nun kendisini evrensel anlamda ifadesinin dışavurumu değildir).”
Sayfa 48·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yaratıcı Tanrı
“Yaratıcı Tanrı: Klasik teizme göre Tanrı dünyayı, "yoktan" yarattı (ex nihilo). Ex nihilo ifadesiyle ilgili iki şey belirtilmelidir. İlk olarak, sentetik değil analitiktir. Yaratma fikrine hiçbir şey katmaz; sadece fikri açık hâle getirir. İkincisi, "hiçbir şey" için, kesinlikle var olmayan ya da mevcut olmayan anlamları kabul edilmelidir. Tanrının yaratıcı eyleminden başka var olan hiçbir varlık biçimi yoktur. Her şey varlığa gelmek için kesinlikle ona bağlıdır. Bu nedenle yaratma fikri, ikinci bölümde inceleyeceğim, Tanrı hakkında teist olmayan görüşlere radikal bir şekilde karşıdır. Antik dünyada Platon'un ve modern dünyada A. N. Whitehead'in, Tanrının önceden var olan maddeye biçim verdiği görüşüne karşıdır. Dünyanın Tanrı’dan sırayla sudûrunun sonuncu basamağı olduğuna dair Plotinus'un teorisine karşıdır. Daha da açık bir şekilde, panteizme (dünyanın ya Tanrı ile özdeş olduğu ya da bir şekilde doğasının kendini ifade ettiği anlamıyla) karşıdır.”
Sayfa 48·Kitabı okudu
“Ancak ibrahimi dinler geleneği (Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm) bu anlayışı temel inançları olan tevhit yani Allah'ın birliği inancına aykırı gördüklerinden benimsememiş ve varlığın tek bir ilkesi olduğunu iddia etmişlerdir. Gai illetin işlevini gören Yunan ve Helenistik dünyanın Tanrısından farklı olarak bu Tanrı, bizzat varlığın ilkesi görevi görmekte ve bu şekilde madde de dahil diğer her şeyin illeti olmaktadır. Buna gai illet yerine fail illet işlevi gören Tanrı anlayışı da diyebiliriz. Filozoflar bu mevcuda farklı isimler takmaktadırlar. Onu ilk illet, illetlerin İlleti, Mutlak Varlık, Müstakil Varlık, Vâcibü'l-Vücûd ve benzeri isimlerle anmaktadırlar. Dinler ise bu mevcuda Allah, Yahova, Brahman, Tanrı ve benzeri isimler vermişlerdir. Ancak ne şekilde adlandırıldığından farklı olarak ortak olan nokta; onun kendisi dışında var olan her şeyin sebebi olduğu ve bir şekilde onların meydana gelmesini sağladığıdır.”
Sayfa 21·Kitabı okudu
Bu aşamada filozoflar ona ya Eflatun'un dediği gibi Demiurgos yani idealara bakıp maddeye şekil veren Tanrı ya da Aristo’nun dediği gibi hareket etmeyen ilk hareket ettirici adını vermişlerdir. Adı üstünde bu Tanrı kendisi hareket etmediği hâlde zira salt varlıktır, maddeyi harekete geçirmekte ve böylece diğer mevcutların meydana gelmesine sebep olmaktadır. Kısaca bu, hareketin sebebi olan Tanrı’dır ve bu yüzden de gai illetin gördüğü işlevi görmektedir.”
Sayfa 21·Kitabı okudu
“Bu açıdan baktığımızda Yunan ve Helenistik dünyanın, olgular âleminin varlığını açıklayabilmek için iki kadim anlayışı benimsediklerini görmekteyiz. Buna göre temel gerçeklik birisi madde diğeri de suret olan iki ilkeden oluşmaktadır ve bu ikisi arasındaki ilişki harekete sebep olarak diğer her şeyin meydana gelmesini mümkün kılmaktadır. Sisteme dahil edilen bu ikinci ilke maddenin zıddı özelliklere sahiptir. Öncelikle o salt potansiyel değil salt aktüel ve bilfiildir. ikinci olarak da onda bilinç, şuur, ilim, canlılık ve benzeri kemal sıfatları bulunmaktadır. Maddeden farklı olarak buna varlığın manevi ilkesi denmektedir ve bu dinlerin Tanrı dediği mevcuda karşılık gelmektedir.”
Sayfa 20·Kitabı okudu