“Depresif bireyin Hiçbir şey mümkün değildir şikayeti, ancak Hicbir şey imkânsız değildir inancında olan bir toplumda mümkündür.
Artik-Hiçbir-Können'i yapamamak', yıkıcı bir sekilde kendini-suçlama ve öz-yıkıma yol açar. Performans öznesi kendini, kendi kendisiyle savaşır halde bulur. Depresif kişi bu içselleştirilmiş savaşta yaralanmış kişidir. Depresyon, pozitiflikte aşırılıktan dolayı ızdırap çeken bir toplumun hastalığıdır. Kendi kendisiyle savaşan insanlığı yansıtır.”
“Alain Ehrenberg hatalı bir şekilde bugünkü insan tipini Nietzsche'nin egemen insanıyla eşitler: "Nietzsche'nin gelişini ilan ettiği, kendi kendisinin sahibi egemen insan kitlesel olarak gerçekleşmek [Wirklichkeit] üzeredir. Kendisinin sahibi olduğu için, ona ne veya kim olması gerektiğini söyleyen bir üst yoktur." Tam da Nietzsche, gerçekleşmek üzere olan bu insan tipinin egemen üst-insan [Ubermensch] değil, aksine olsa olsa çalışan son insan olduğunu söylerdi. Pozitifliğin asırılığına karşı savunmasız olan yeni insan tipi, her türlü egemenlikten mahrumdur. Depresif insan, herhangi bir yabancı zorlama olmaksızın gönüllü olarak kendi kendisini sömüren animal laboranstir. Aynı zamanda hem avcı [Täter] hem de avdır [Opfer]. Kendi[lik], kelimenin en vurgulu anlamıyla, hala immünolojik bir ka-tegoridir. Fakat depresyon her türlü immünolojik semadan kaçar. Performans öznesinin artık hiçbir şey yapamayacağı anda patlak verir. Her şeyden önce depresyon, bir Können (yapabilme] ve yaratma yorgunluğudur.”
“Ehrenberg'e göre depresyon, disiplin toplumunun emir ve yasakları yerlerini şahsi sorumluluk ve insiyatife bıraktığı yerde yayılır. Gerçekten de kişiyi hasta eden şey, aşırı sorumluluk ve insiyatif değil, geç-modern çalışma-toplumunun yeni emri olan performans buyruğudur.”
“Alain Ehrenberg, depresyonu disiplin toplumundan performans toplumuna geçiş sürecine yerleştirir: "Depresyonun kariyeri, her iki cinsiyete yaptığı gibi sosyal sınıflara da bir kader atfeden disiplinci davranış kontrolü modeliyle otorite ve yasağa riayet etme kurallarının, yerlerini her bir kişiyi kendisi olmaya zorlayarak kişisel insiyatif almaya teşvik eden normlara bıraktığı anda başlar. Depresif kişi ayak uyduramaz, kendisi olma mecburiyetiyle çabalamaktan yorulmuştur.(…) Yalnızca ve yalnızca kendine ait olma şeklindeki toplumsal buyruk kişiyi depresif yapar. Ona göre depresyon, geç-modern insanın kendi olmak hususundaki başarısızlığının patolojik dışa vurumudur.”