Sina

Sina
@Sinat
Ticaret
Okur yazar
Antalya/Sivas
Sivas
264 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Yorgun Prometheus
“Prometheus miti, kendi kendisine şiddet uygulayan, kendi kendisiyle savaş halindeki günümüz performans öznesinin psikolojik aygıtının bir sahnesi olarak yeniden yorumlanabilir. Kendisini özgür zanneden performans öznesi aslında Prometheus gibi zincirlenmiştir. Sürekli büyüyen ciğeriyle beslenen kartal, performans öznesinin savaştığı alter egosudur. Böyle bakıldığında Prometheus ile kartal arasındaki ilişki bir kendilik-ilişkisi [selbstverhältnis], bir kendi kendini sömürme ilişkisidir. Kendinde [an sich] ağrısız olan ciğerin ağrısı ise yorgunluktur. Böylece Prometheus, kendini sömüren bir özne olarak sonsuz yorgunluğa yenik düşecektir. Performans öznesi yorgunluk toplumunun kök-figürüdür.”
Sayfa 7·Kitabı okudu
Reklam

Sina

, bir kitap okudu
Puan vermedi·88 syf.·
2025 6. kitabı
Byung-Chul Han
8.3/10 · 228 okunma
“Kant’ın Sürekli Barış Üzerine başlıklı felsefi taslağının savunduğu radikal evrenselcilik, tüm insanları, tüm ulusları kapsayan ve onları bir dünya topluluğu içinde birleştiren büyük bir anlatıdır. Kant sürekli barışı"kozmopolit hak" [dünya vatandalığı hakkı] ve "evrensel misafirperverlik" fikirlerine dayandırır. Buna göre: Bütün insanların yeryüzünün ortak sahipleri olmaları bakımından, birbirlerinin topluma kabul edilmelerini isteme hakkı söz konusudur. Dünya yuvarlak (küre biçiminde) olduğundan, insanlar onun üzerinde sonsuz bir biçimde da-ğılamazlar; önünde sonunda yan yana bulunmaya, bir arada yaşamaya katlanmak zorundadırlar; ama, başlangıçta, dünyanın hiçbir ülkesi üzerinde kimsenin ötekinden daha fazla bir hakkı yoktur.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
“Hikâyeler toplumsal kaynaşma yaratır. Anlam sunar ve topluluk inşa eden değerler taşırlar. Bu nedenle bir rejimi kuran anlatılardan ayırt edilmeleri gerekir. Neoliberal rejimin dayandığı anlatılar bir topluluğun oluşmasını engeller. Neoliberal performans anlatısı her bireyi kendi kendinin girişimcisine dönüştürür. Herkes başkalarıyla rekabet halindedir. Performans anlatısı hiçbir toplumsal uyum, hiçbir "Biz" üretmez. Aksine, dayanışma ve empatiyi baltalar. Kendini optimize etme, kendini gerçekleştirme veya özgünlük gibi neoliberal anlatıllar, bireyleri birbirinden ayırarak toplumu istikrarsızlaştırır. Herkesin kendine tapındığı, kendi kendisinin rahibi olduğu, tribünlere oynadığı, kendini ürettiği, performans sergilediği yerde istikrarlı bir topluluk oluşamaz.”
Sayfa 74·Kitabı okudu
“Sosyal medyada dolaşan ve aslında sadece kendini sunmaktan ibaret olan "hikâyeler" insanları birbirinden ayırıp tecrit eder. Anlatıların aksine, ne yakınlığa ne de empatiye yol açarlar. Sonuçta bunlar, kısa bir süre kaydedilen, sonra da kaybolup giden, görüntülerle süslenmiş enformasyonlardır. Bu hikâyeler anlatmaz, reklam yaparlar. Dikkat çekmek, ilgi toplamak için yarışmak topluluk yaratmaz. Hikâye anlatıcılığı olarak hikâye anlatıcılığı çağında, anlatı ile reklam ayırt edilemez hale gelir. Anlatının mevcut krizi de budur işte.”
Sayfa 73·Kitabı okudu