Bu şehir öyle bir şehir ki, küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse… hiç kimse umursamaz.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu şehir öyle bir şehir ki, küçük bir kız üzülür, üzüldüğü anlaşılmaz. Kuşlar cehennem çığlıklarıyla ötüşür, duyan olmaz. Bir ağaç acıkır, kimse… hiç kimse umursamaz.
Bu enteresan isimli kitap, bir ailenin yaşanan kayıpla mücadele etme hikayesini anlatıyor. Annesini kaybeden 10 yaşındaki Elvis’in ağzından dinliyoruz tüm yaşananları. 18 ay süreceğini duyduğu yas çizelgesini tutmaya başlıyor. Bu süreçte annesinin beklenmedik ölümüne bir sebep bulmak istiyor, çünkü kabullenmek zor. En sonunda fark ediyor ki sebep ne olursa olsun her ölüm açıklanamaz ve beklenmedik aslında. 18.ayın sonunda da ablası ve babasıyla birlikte iyileşmeye başladıklarını görüyor. Ne mucize! Bana gelince, ben bu yara iyileşir mi bilemiyorum. Ve sanırım bunu görmek için 7 aya daha ihtiyacım var. Kabullenebilmek için bu kadarı yetmedi çünkü. Mucizenden biraz bana da Elvis…
Fiziksel engelli diye adlandırdığımız kişiler, insanı sınıflandırmaya ve kategorilere ayırmaya dayanan böyle bir değer sisteminin içinde hapsoldukları için, kendi eşsiz potansiyellerini, yaratıcılıklarını kullanma, kendilerine özgü zenginlikleri içinde patlama yapıp hepimiz için yeni ufuklar açma, yeni davranış ve düşünce modelleri getirme şansını kaybediyorlar. Onları kafamızdaki mükemmellik imajımıza tabi kılmakla, hepimiz onların aracılığıyla gerçekliği algılayış tarzımızı zenginleştirip geliştirme fırsatını yitiriyor olabiliriz. Ama belki de kaybımız bundan bile büyük. Bu gibi bedensel farklılıklar, fiziksel engel diye adlandırdığımız şeyler, türlerin ve hatta gezegenimizin varlığını sürdürebilmesi için belki de çok gereklidir ya da bir gün öyle olacaktır.