Sonra döndüm, koşmaya başladım.
Yalnızca bir gülümsemeydi, hepsi bu. Her şeyi düzeltmiş değildi. Hiçbir şeyi düzeltmemişti. Belli belirsiz bi tebessüm. Minicik bir şey. Ormandaki bir yaprak;ansızın havalanan bir kuşun kıpıdattığı bir yaprak.
Ama kollarımı ardına kadar açıp onu kucaklayacak. Bağrıma basacağım. Çünkü bahar gelince, karların tek tek, tane tane eridiğini biliyorum;belkide ilk kar tanesinin eriyişine tanık oldum.
Koştum. Peşinde avaz çığlık bir çocuk sürüsü, deliler gibi koşan, yetişkin bir erkek. Ama umrumda bile değil. Yüzümü kampçılayan rüzgara karşı, dudaklarımda Pençer Vadisi kadar geniş bir tebessüm, koştum.
Koştum.