nesne

Farabi'ye göre şiirsel anlamlara ihtiyaç duyulmasının nedeni, insanlara somut olayları veya soyut meseleleri anlatırken ya da topluma herhangi bir konuda hitap edilirken herkesin anlayabilmesi için hayal gücünde canlandırmalara gidilmesindendir. Şiirsel anlam, şiir sanatından ya da şiirsel kıyaslardan önce varolmaktadır. Şu halde duyu verilerinin anlamlandırılmasıyla başlayan dilsel ve düşünsel süreçte, tahayyül / imgesel gücün kullanımı, akıl yürütmelerden sonra olmakla birlikte toplumsallaşmanın ve anlamları başkalarına iletmenin getirdiği ihtiyaç neticesindedir.
Felsefe
Reklam
Yani 'şiir' edebi bir söyleyiş üslubu oluşuyla birlikte mantığın diliyle, bir akıl yürütme biçimi olarak tanımlanır. Buna göre muhayyelat türü öncüllerden kurulan kıyasa şiir denilir. Muhayyelat türü öncüller, yanlışlığı(kazibe) kesin olmasına rağmen dinleyenin ruhunda genişlik (inbisat) veya nefret hissettiren hayal gücüne dayalı önermelerdir.
Felsefe
Sıradan gözün gördüğünden çok daha fazlası
Mitolojinin müzleri(ilham perisi) öğretmenler ya da kanun koyucular değil, gündelik yaşamlara heyecan, anlam kıvılcımları ve güzellik getirmeyi amaçlayan katalizörlerdi; sanat yaparak duyguları rafine ediyor, insanların normalde cesaret edemeyecekleri şeyleri görmelerini ve söylemelerini sağlıyorlardı;insanlardan istedikleri tapınılmak değil, şenliklerle, şölenlerle, müzik ve danslarla kutlanmaktı. Romantik kahramana ve romantik isyankara alternatif bir ideal sunar Müzler. İdealize edilmiş bir tutkuyla saplantıları tetiklemek veya insanı yok etmeyi düşlediği düşmanlarla yüzleşmeye teşvik etmek yerine, onları, insanı keşfetmeye ve insanoğlunun sonsuz çeşitliliği üzerine derin derin düşünmeye kışkırtırlar.
Edebiyat
Siyasetin ayrıştırıcılığı, ekonominin hesaplamaları, ideolojilerin vaatleri ve teknolojinin hünerleri insanlara birbirlerini nasıl anlayacaklarını öğretmeye yetmiyor. Sergey Eisentein( sovyet sinema yönetmeni ve kuramcısı) kitlelerin düşünce yapısı üzerinde etki yaratamamıştı, çünkü insanlar değişimden her zaman korkmuştur; değişime ihtiyaç olduğunu hissettiklerindeyse genellikle geriye dönüp geçmişe bakmışlar ve hayallerde kalan eski güzel günlerin geri gelmesini istemişlerdir. Geleceğe dair bir vizyonu gönül rahatlığıyla karşılayabilmeleri için, bu vizyonun yabancı değil, tanıdık olmasına ihtiyaç duyarlar. Filmlerin yapmaya muktedir olduğu şey tam da budur,var olan dünyaya hayali alternatifler yaratır, bu alternatifler de gerçekleştirilmeden önce güven içinde izlenip deneyimlenir, böylelikle de tehditkar gelmez artık insana. Bilimkurgu, teknolojinin kabullenilmesini kolaylaştırdı;ancak sinemanın daha cana yakın bir gelecek vizyonunu ya da insanlığın ne duruma geleceğine dair kendi kehanetlerini de koyması gerekir perdesine.
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Edebiyat
Tümdengelimin somut gerçeklikle ilişkisi
Mantık tecrübeye dayanmaksızın soyut gerçekliğin(özellikle matematiksel nesnelerin) bilgisini sağlar. Soyut gerçekliğe ilişkin akıl doğrularını salt mantık yoluyla kesin olarak bilebiliriz. Somut gerçekliğe ( yani doğa, İnsan ve toplum'a) ilişkin olgu doğrularını kesin olarak bilemeyiz. Kesin olarak bilebildiğimiz sadece olgu doğrularına ait bilgi dağarcığında tutarsızlık olup olmadığıdır. Bu da tümdengelimli mantığın katkısı olup olgu doğrularına ait bilgi edinme sürecinin temelini oluşturur. Böylece tümdengelimli mantığın yalnız akıl doğruları alanında değil, olgu doğruları alanında da yöntem olarak son derece önemli bir görevi olduğu ortaya çıkar. Nitekim mantık bizi olgu doğruları konusunda mutlak bir şüpheciliğe düşmekten kurtaran etken sayılmalıdır Teo Grünberg, felsefe ve felsefi mantık yazıları
Felsefe
Reklam