Siyasetin ayrıştırıcılığı, ekonominin hesaplamaları, ideolojilerin vaatleri ve teknolojinin hünerleri insanlara birbirlerini nasıl anlayacaklarını öğretmeye yetmiyor. Sergey Eisentein( sovyet sinema yönetmeni ve kuramcısı) kitlelerin düşünce yapısı üzerinde etki yaratamamıştı, çünkü insanlar değişimden her zaman korkmuştur; değişime ihtiyaç olduğunu hissettiklerindeyse genellikle geriye dönüp geçmişe bakmışlar ve hayallerde kalan eski güzel günlerin geri gelmesini istemişlerdir. Geleceğe dair bir vizyonu gönül rahatlığıyla karşılayabilmeleri için, bu vizyonun yabancı değil, tanıdık olmasına ihtiyaç duyarlar. Filmlerin yapmaya muktedir olduğu şey tam da budur,var olan dünyaya hayali alternatifler yaratır, bu alternatifler de gerçekleştirilmeden önce güven içinde izlenip deneyimlenir, böylelikle de tehditkar gelmez artık insana. Bilimkurgu, teknolojinin kabullenilmesini kolaylaştırdı;ancak sinemanın daha cana yakın bir gelecek vizyonunu ya da insanlığın ne duruma geleceğine dair kendi kehanetlerini de koyması gerekir perdesine.