Cem Vardar

Ve Ömer Seyfettin esir düşüyor...
Bir saatten beri belki bin gülle olduğumuz yere düştü. İhtiyatlar ve bütün tabur geri çekilmeye başlamış. Ölmeyen askerler kaçıyorlar. Yalnız kaldım. Ben de gidiyorum. Artık harp sayfasını kapamalı. Kaçamadım. Yirmi bir neferle esir düştüm. (20 Ocak 1913)
Sayfa 145 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Cem Vardar
Edirne'de 2.Ordu, Manastır'da da 3.Ordu vardı halbuki...
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Merhaba sevgili okurlar, Geri bildirimleriniz doğrultusunda önemli bir güncelleme yaptık. Artık akışınızdaki öneriler çok daha isabetli. Yeni Akış İçerik Tercihleri sayesinde hangi tür paylaşımları ne kadar görmek istediğinizi kendiniz seçebilirsiniz. Hiçbir ayar yapmasanız bile, etkileşimlerinize göre önerileriniz otomatik olarak kişiselleştiriliyor. 1000Kitap’ın kuruluş amacı her insana 1000 kitap okutmaktır. Bu yüzden kimsenin platformu kullanmasının önüne geçmek istemiyoruz. Aksine, kitap okumayan insanların bile burada keyifli vakit geçirip zamanla kitaplara yönelmesini istiyoruz — çünkü ancak böyle hedefimize ulaşabiliriz. Öte yandan, herkesin rahatsız olduğu içerikleri akışında görmemesi en doğal hakkıdır. Bu yüzden akışınızı size özel hale getirmek için sürekli çalışıyoruz. Şu anda öneri sıralamasını etkileyen yaklaşık 40 farklı parametre bulunuyor. Umarız bu güncelleme ile akışınızdan daha fazla keyif alırsınız. İyi okumalar, 1000Kitap ekibi
Cem Vardar
Kitap uygulaması, kitap okuyanlar para etmiyor artık demiş.. Çok fazla ömrü kalmadı bu uygulamanın artık
Mefahim-i mütefavitenin suret-i teşekkülü budur ki, tesirat-ı hariciyeden kalbin bir kısım ihtisasatı ihtizaza gelmekle müyulat tevellüd eder. Ondan hevaî manalar bir derece aklın nazarına ilişmekle, aklı kendine müteveccih eder. Sonra o buhar halindeki mana bir kısmı tekâsüf etmekle temayülat ve tasavvuratın bir kısmı muallak kalıp bir kısım dahi takattur ettiğinden akıl ona rağbet gösterir. Sonra mayi halindeki kısımdan bir kısım tasallüb ve tahassül ettiğinden, akıl onu kelâm içine alıyor. Sonra o mütesallibden bir resm-i mahsus ile temessül ve tecelli ettiğinden, akıl onun kametine göre bir kelâm-ı mahsus ile onu gösterir. Demek müteşahhıs olanı, kelâmın suret-i mahsusası içine alıyor. Ve tasallüb etmeyeni fehvanın eline verir. Ve tahassül etmeyeni işaret ve keyfiyet-i kelâma yükler. Ve takattur etmeyeni kelâmın müstetbeatına havale eder. Ve tebahhur etmeyeni üslûbun ihtizazatına ve kelâm ile refakat eden mütekellimin etvarıyla rabteder. (İkinci Makale/Altıncı Mes'ele) Muhakemat - 97
Din
Cem Vardar
Eğer seyretmek istersen kendi vicdanına bak, şu meratibi göreceksin. Şöyle: Senin mahbubun vaktâ gözünüzün penceresinden şuâ ve berk-i hüsnünü vicdanınıza ilka ederse, o aşk denilen nâr-ı mukade birden yandırmaya başladığından, hissiyat iltihaba başlamakla, âmâl ve müyulat dahi heyecana gelip birden o âmâller üst kattaki hayalin tabanını deler. İmdad istediklerinden o hazinetü'l-hayalde safbeste-i hareket ve mahbubun mehasinini ellerinde tutmuş veyahut onun mehasinini hatıra getirmekle tasvir eden, başkasının mehasini ile işba' olunmuş olan hayalât ise o âmâlin imdadına koşarlar; beraber hücum edip hayalden lisana kadar inmekle beraber zülâl-i visale olan meyli arkalarında ve firaktan olan teellümü sağda ve ta'zim ve te'dib ve iştiyakı sola ve terahhum ve lütfu iktiza eden mahbubun mehasinini önlerine ve hediye olarak medihanın gerdanını ve senanın dürrlerini ellerine almakla beraber o اَلنَّارُ الْمُوقَدَةُ عَلَى الْاَفْئِدَةِ ıtlakına şâyan olan o ateşi söndürmek için zülâl-i visali celbeden tavsif-i bil-fezail ile arz-ı hâcet ederler.
"ikinci fırka kaçtı!.."
Ayın kaçı? Bugün ne? Bilmiyorum. Benimle beraber kimse de bilmiyor. Ne felâket yarabbi! Ric'atin, inhizamın en çirkinini gördüm. Bugün burada, Köprülü'nün önündeyiz. İkinci fırka kaçtı. Yalnız biz, nizamiye fırkası kaldı. Birden ric'at emri verildi. Hep kendimizi galip sanıyorduk. Meğer müthiş surette mağlûp imişiz. Toplar filân hep kaçtı. En nihayet bizim tabur kalmıştı. Biz de çekildik. (23 Ekim 1912)
Sayfa 114 - Balkan Harbi Hatıraları | Ketebe Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Cem Vardar
Çatalca daki son savunma hattı hariç hiçbir yerde savunma kurulup düşman tutulamamış maalesef...İşkodra gibi birkaç şehir halk desteğiyle biraz dayanabilmiş zira ordu ile tüm bağlantılar kopmuş..