Cem Vardar

-3-
Üçüncü varyant, ihracata dönük gıda işleme sanayisiyle doğal olarak entegre edilen ve verimliliğin en üst seviyede olduğu, ihtisaslaşmış tarım sektörüne dayanan ziyadesiyle modernleşmiş, gelişmiş ekonomiye giden alternatif bir yolu temsil etmekteydi. Bu varyant daha sonra, 20. yüzyıla girilirken, iç pazara dönük üretim yapan tüketim malları sanayisini kurmayı ve ithal malların yerini almayı hedefleyen ithal ikameci sanayileşme modeli ile birleştirildi. Bu tarz bir modernizasyonun yaşandığı ülkelerde, bilime dayalı sanayilerin bazı unsurları da 20. yüzyılın başlarında ortaya çıktı. Söz konusu modelin klasik örnekleri Hollanda ve Danimarka olmakla birlikte, sanayinin mekanize edilmesinin ve dönüştürülmesinin ilk aşamasının yaşandığı 1840 ile 1880 yılları arasında İsviçre ile Avusturya-Bohemya'da da bu modelin bazı unsurları ortaya çıktı..
Sayfa 157 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
-2-
Sanayileşmenin ikinci varyantı başlatan ll.Sanayi Devrimi'ydi. Bu varyantın en tipik örnekleri Almanya'nın batı vilayetleri olmakla birlikte, Fransa'daki, İsviçre'deki ve Kuzey İtalya'daki sanayileşme yolculuğunun sonraki aşamalarında da söz konusu varyanta rastlamak mümkündür. Öte yandan, 1860'lı ve 1870'li yılların ardından Batı Avrupa'nın tamamı, Britanya ve Belçika'da dahil olmak üzere, ll. Sanayi Devrimi ile yeni teknolojiler keşfedildiğinde bu tarz bir sanayileşmenin örneklerini sergiledi. İskandinavya da bu kategoriye 1870'li yılların ardından girdi.
Sayfa 156 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Avrupa'da sanayileşmenin ilk çeşitleri
Batı Avrupa'daki sanayileşmenin birbirinden ayırt edilebilen ancak çoğu zaman iç içe geçmiş üç varyantı arasındaki farkları vurgulamak önemlidir. Bunlardan ilki, Britanya'daki modelin neredeyse bire bir ölçülerde ve nisbeten erken bir tarihte taklit edilmesi; başka bir deyişle, Britanya'daki teknolojiyi uygulamak suretiyle tekstil, kömür ve demir sanayilerinin mekanize edilmesiydi. Bu varyant en belirgin yer, modern sanayinin kömüre, demire ve kısmen de tekstil ürünlerine dayandığı, Kıta Avrupası'ndaki ilk sanayileşmiş ulus olan Belçika'ydı. Benzer bir şekilde, dönüşümdeki tekstilin başını çektiği Fransa ve İsviçre'deki sanayileşmenin ilk aşamalarında da bu varyant fark ediliyordu. Avusturya-Bohemya'nın sanayileşme sürecinde, ihracata dönük tekstil malları üretiminin, sanayinin en önemli kolu haline geldiği 1880 yılında sonra, yine bu varyantın kısmi etkileri görülebilecektir.
Sayfa 156 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Britanya Sanayi Devrimi'nin genel etkisi
İktisat tarihi yazınının büyük bölümünde, Britanya Sanayi Devrimi'nin Kıta Avrupası 'ndaki ülkeler arasında kopyalandığı görüşü mevcuttur. Sidney Pollard'a göre: Süreç Britanya'da başladı ve Avrupa'nın sanayileşmesinde Britanya modeli esas alındı; Kıta Avrupası'ndaki bu süreç tamamen ve bilerek taklide dayalıydı. Teknolojik ve organizasyonel yeniliklerin artık daha çok diğer gelişmiş ülkelerden gelmeye başladığı 1860'lardan sonra dahi sanayileşme Britanya modeline dayanan bir gelişmeydi. Pollard'dan yirmi yıl sonra, François Crouzet de aynı fikri vurguladı: Britanya'da devrim niteliğindeki süreç başlamıştı. Batı Avrupa'nın geri kalanı kısa bir gecikmenin ardından Britanya'yı takip etmeye hazırdı. Kıta Avrupası'ndaki sanayileşme, öncü ülkenin yarattığı yeni teknolojiyi ve organizasyon biçimlerini iş insanlarının, bazen de hükümetlerin, taklit ettiği bir süreçti.
Sayfa 155 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
....Hem nakl-i sahih ile Ebu Bekir-i Sıddık'tan haber veriyorlar ki: Sure-i تَبَّتْ يَدَا اَب۪ى لَهَبٍ nâzil olduktan sonra, Ebu Leheb'in karısı Ümm-ü Cemil denilen "Hammalete'l-Hatab" bir taş alıp, Mescid-i Haram'a gelmiş. Ebu Bekir ile Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm orada oturuyorlarmış. Gözü Ebu Bekir-i Sıddık'ı görüyor, soruyor: "Yâ Ebâ Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş. Ben görsem, bu taşı ağzına vuracağım." Yanında iken Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı görmemiş. Elbette hıfz-ı İlahîde olan bir Sultan-ı Levlâk'i, böyle bir Cehennem oduncusu, onun huzuruna girip göremez. Ağzına mı düşmüş!.. (Ondokuzuncu Mektub/15.İşaret/3.Şube) Mektubat - 160
Din
Reklam