Fletcher Sletch

Fletcher Sletch
Medya & Film çalışmaları lisanslı Sanat/zanaatkâr Müzik, felsefe, fotoğraf sever Bas gitar yapımcısı @sletchguitars @fletchersletch

Fletcher Sletch

, bir kitap okudu
Puan vermedi·136 syf.··
2026 5. kitabı
Erich Fromm
7.6/10 · 672 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şans etkeninin rolü
Pek çok kişinin, dünya işlerinin Fortuna (talih ve kısmet tanrıçası) ve Tanrı tarafından yönetildiğini, insanların bunları sağduyu ile düzeltemeyeceğini, daha­sı bu konuda hiçbir çareleri olmadığını düşündüğünü ve böyle düşünmeye devam etti­ğini biliyorum. Bu yüzden dünya işlerini, faz­la kurcalamadan kaderin yönetimine bırak­mayı düşünebilirler. Bugüne kadar olayların akışında çok sık görülen ve kimsenin önce­den ummadığı büyük değişikliklere bakarak bu görüşe günümüzde daha çok inanılmak­tadır. Zaman zaman ben de bazı yönleri ile bu düşünceye katıldım. Yine de özgür irademizin bütünü ile yok olmaması için Fortuna'nın ey­lemlerimizin yarısına hükmeden güç olduğu­na, ama geri kalan yarısını ya da ona yakın bir kısmının yönetimini bizim karar ve tercih­lerimize bıraktığına inanıyorum. Fortuna'yı coşkun bir ırmağa benzetirim; azdığı zaman ovaları sular altında bırakan, ağaçları ve evleri yerle bir eden, toprağı bir taraftan kaldı­rıp başka bir tarafa sürükleyen coşkun bir ır­mağa. Herkes en ufak bir direnç göstermeksi­zin bu ırmağın önünden, Fortuna'nın gücün­den kaçar. Bununla birlikte ırmağın durgun aktığı zamanlarda insanlar bentler ve setler yaparlar ve böylece daha sonra ırmak taştı­ğında kanallardan akmasını ve bentlerle hızı­nın kesilmesini sağlayıp kendilerine daha az zarar vermesi için birtakım önlemler alırlar. Benzer durum Fortuna için de geçerlidir; bu tanrıça kendisine karşı direnecek bir gücün ortaya konamadığı yerde kudretini gösterir; kendisini durdurabilecek setlerin ve bentlerin olmadığı yerlere yöneltir.
Dalkavuklardan korunmanın tek çaresi insanların sana doğruyu söylediklerin­de senin alınmadığını bilmeleridir, ama sana herkes gerçeği söyleme hakkına sahip olunca, bu sefer de (doğru olduğunu sandıklan her şeyi sana söyleyebilecekleri için) senin saygınlığın ortadan kalkar. Bu yüzden, akıllı bir prens üçüncü bir yöntem izlemeli, devletine bilge kişiler seçerek gerçeği söyleme konusunda yalnızca on­lara yetki vermelidir, ama bu yetki her zaman değil sadece kendilerine sorduğu sorular için geçerli olmalıdır. Prens, onlara her konuda akıl danışmalı ve fikirlerini dinlemelidir; ama sonra kendi düşüncelerine göre kendisi karar vermelidir. Bu danışmanlara hem teker teker hem de toplu olarak öyle davranmalıdır ki bunların her biri açık konuştukları ölçüde prensi mutlu ettiklerini bilsinler, ama bunla­rın dışında, prens, hiç kimseye kulak asma­malı, verdiği karardan cayrnamalı ve verdiği kararlarda ısrar etmelidir. Böyle davranma­yan ya dalkavukların kuklası olur ya da fark­lı görüşler nedeniyle ikide bir fikir değiştirir ve sonuç olarak saygınlığını kaybeder.
Cömertlik, senin adını çıkartacak kadar ileri gidecek olursa sana zarar verir; çünkü cömertlik bir erdem ola­rak ve ölçülü, gerektiği gibi uygulanırsa (ne yazık ki) kimse bunu fark edemez ve prensin adının eli sıkıya çıkmasını kimse önleyemez. Bu yüzden insanlar arasında cömert olarak tanınmak için gösterişin hiçbir türünden kaçınmamak gerekir, ama böyle bir prens de sahip olduğu her şeyi gösteriş uğruna kaybe­der ve sonunda cömert tavrını korumak için halka aşırı yüklenerek ağır vergilerle onu ez­mek ve para kazanmak için yapılabilecek her şeyi yapmak durumunda kalır. Giderek fa­kirleşeceği için halk ondan nefret etmeye ve kimse onu saymamaya başlar: Öyle ki bu cö­mertliği ile pek çok kişiyi gücendirip pek az kişiyi ödüllendirdiği için en küçük bir sıkıntı bile onu etkiler ve daha ilk tehlikede ne yapacağını şaşırır. Durumu fark edip geri dönmeye başladıktan kısa bir süre sonra cimri­ likle suçlanır. Öyleyse bir prens sağduyulu ise cömertlik erdemini kendisine zarar verecek biçimde kullanamadığı için kendisine cimri denilme­ sine pek aldırmamalıdır. Cömertlik kadar kendini çabucak tüketen başka hiçbir şey olamaz. Cömert davrandığın sürece cö­mertlik yeteneğini kullanmaz, kaybedersin, yoksul düşersin ya da aşağılanırsın; ya da yoksul düşmemek için açgözlü ve nefret uyandıran biri haline gelirsin. Bir prensin ka­çınması gereken şeyler arasında en önemlile­ri nefret edilme ve horgörülüp aşağılanmadır. Cömertlik seni bu iki durumdan birine sü­rükleyebilir. Bu nedenle nefret kazandıran kötü bir üne neden olan ve beraberinde aç­ gözlülüğü de getiren cömertlik yerine nefrete yol açmayan bir kötü üne neden olan eli sıkılığı seçmek daha sağduyulu bir davranış olur.