Zihinsel kuvvetlerinin ucu ucuna normal ölçüde olması sonucunda, zihinsel gereksinimler duymayan bir insanın "dar kafalı" olarak tanımlanan kişi olduğunu da burada eklemeden geçmek istemiyorum. Yani bu insan, sanat duyusu olmayan biridir ve öyle kalır. Dar kafalı, zihinsel gereksinimleri olmayan bir insandır. Bilgi ve kavrayışa, salt bunların kendileri uğruna yönelme arzusu yoksa, o kişinin yaşamı bunlarla kesinlikle akraba olan asıl estetik hazlara da gerek duymaz. Yine de bu tür hazıara, moda olduğu için ya da kendisini zorlayan otorite yüzünden yönelirse, bunu bir tür angarya olarak görüp, olabildiğince kısa süre içinde bırakacaktır, Onun için gerçek hazlar yalnızca duyusal hazlardır: Kendini bunlar sayesinde su üstünde tutar. Bu bakımdan, istiridyeler ve şampanyalar, yaşamının doruk noktasıdırlar ve bedensel esenliğe katkıda bulunan her şey, yaşamının amacıdır. Eğer bunları fazlasıyla sağlarsa, yeterince mutludur! Çünkü bu mallar ona zaten önceden empoze edilmişlerdir; bu yüzden, kaçınılmaz bir biçimde can sıkıntısına düşer ve buna çare olarak da aklına gelen her şeyi dener: Balo, tiyatro, arkadaş topluluğu, iskambil oyunu, kumar, atlar, kadınlar, içki içmek, yolculuğa çıkmak vb.
Dar kafalının sözü edilen temel özelliklerinin ikincisi, öteki insanlar söz konusu olduğunda, zihinsel değil, salt fiziksel gereksinimleri olduğundan, birincileri değil, ikincileri doyurabilecek insanlar aramasıdır. Öteki insanlara yönelik beklentileri arasında, herhangi bir zihinsel yeteneğin ağır basması istemi en az olacaktır: Bu tür insanlar karşısına çıktıklarında, onda daha çok, antipati ve hatta nefret uyandıracaklardır; çünkü sıkıcı bir aşağılık duygusuna kapılacak ve üstelik belirsiz ve gizli bir kıskançlık duyumsayacak, bunu oldukça özenli bir biçim de gizleyecek,