Slmkvrmcgl

Aslı Arapça olan vicdan, bir kimsenin arzu ettiğini bulması yani istediği şeye kavuşması, yitiğini bulmak, yokluk sahnesinden varlık alanına çıkmak, idrak etmek, akıl ile bulmak, bir şeye muktedir olmak, bir şeye karşı çok sevgi beslemek, bilmek, beş duyu ile bir şeyi bulmak, arzu ve istek gücü ile bir şeyi elde etmek: Örneğin doyduğumuzu hissetmek, gazap kuvvetiyle üzüntü ve kızgınlığı hissetmek; akılla Allah'ı ve peygamberliği bulmak; hiçbir organ ve eşyaya ihtiyaç hissetmeksizin Allah'ı bilmek anlamlarına gelmektedir.
Sayfa 11 - Beyan yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Ey akıl âleminde takılıp kalan kişi! Aklın ötesinde, akla açılmayan şeylerin açıldığı başka bir tavrın bulunması uzak bir şey değildir. Aynen aklın da, temyiz ve ihsas tavrının ötesinde, onların idrakten âciz kaldığı hususların kendisine açıldığı bir tavır olmasının uzak olmadığı gibi.
Sayfa 72·Kitabı okudu
İki âlemin mânâsını anladıysan bil ki: Melekût âlemi gayb âlemidir, çünkü o çoğunluğa nazaran gâibdir. Hissî âlem de şehâdet âlemidir, çünkü herkes ona şahittir, onu görüp idrak eder. Hissî âlem akli âleme giden bir merdivendir. Eğer aralarında hiçbir bağ ve münasebet olmasaydı, aklî âleme yükselme imkânı kapalı olurdu. Eğer bu imkân olmasaydı, Rubûbiyet Hazreti'ne sefer etmek, Allah Teâla'ya yaklaşmak imkânsız olurdu. Hazire-i Kuds'e ayak basmadan hiç kimse Allah Teâlâ'ya yaklaşamaz.
Sayfa 57·Kitabı okudu
Eğer: "Akıllı insanların fikirlerinde yanıldıklarını görüyoruz." dersen; bilmiş ol ki o akıl sahiplerinde bazı hayaller, vehimler ve inançlar bulunmakta, onlar bunlara ait ahkâmı aklın ahkâmı zannetmektedir.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Bilmiş ol ki göz nuru çeşitli kusurlarla malûldür: Göz başkasını görmekle beraber kendisini göremez, uzaktaki nesneleri, perde arkasındaki şeyleri göremez. Nesnelerin iç taraflarını değil, yalnız dışlarını görebilir. Ayrıca varlıkların hepsini değil, ancak bir kısmını görebilmesi mümkündür. Sadece bir sınırı olan nesneleri görebilir, sınırsız olanları göremez. Görüşünde de çoğu kez yanılır; büyüğü küçük, uzağı yakın, duranı hareketli, hareket edeni de durur vaziyette görür. Bunlar başımızda bulunan gözden ayrılmayan yedi kusurdur. Eğer gözler arasında bütün bu kusurlardan uzak bulunan bir göz varsa, buna nur demek daha uygun olmaz mı? Bilmiş ol ki insan kalbinde bu kemâle sahip olan bir göz vardır; buna kimi zaman akıl, kimi zaman ruh, bazen de nefs-i insânî denir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam