Peygamberliğe iman etmek, aklın ötesinde bir aşamanın varlığını kabul etmek demektir. Bu göz sayesinde özel birtakım şeyleri görür ve kavrar. Kulak, renkleri; göz, sesleri ve duyuların tümü de aklın algı alanına giren şeyleri algılayamaz. Aynı şekilde akıl da o manevi gözün algıladığı özel durumları kavramaktan acizdir.
Peygamberler kalp hastalıklarının doktorlarıdır. Bu konuda aklın fayda ve katkısı ancak, bu gerçeği anlamamızı sağlamak, peygamberliği tasdik ile kabul ettirmek ve sadece peygamberlik gözüyle görülebilecek sırları kavramaktan aciz olduğumuzu bize kavratmaktır. Akıldan beklenen; körlerin rehberlere, ne yapacağını şaşırıp kalmış hastaların şefkatli doktorlara teslim edilmeleri gibi elimizden tutup bizi peygamberliğe teslim etmesidir. Aklın hareket alanı ve işlevi buraya kadardır. Aklın, hastayı doktora teslim etmek ve doktorun sözlerini anlayıp kavratmak dışında fonksiyonu yoktur.
Allah Resulü (sav) "Ben dış görüntüye göre hükmederim. Kalplerde saklı olanları sadece Allah bilir. " buyurmuştur. Allah Resulü (sav) bu sözüyle "Ben, şahitlerin sözünden edindiğim güçlü kanaatime göre hükmederim. Hâlbuki o esnada şahitler yanılmış olabilirler." demek istemiştir.