Slmkvrmcgl

Slmkvrmcgl

, bir kitap okudu
Puan vermedi·347 syf.·
2023 8. kitabı
Muhsin Demirci
8.5/10 · 7 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
el-Kindi (öl. 260/873), peygamberlerin vahiy yoluyla bilgilendirildiklerini kabul ederek, bu tür bilgilerin felsefi bilgilerden daha üstün olduğunu savunur. Çünkü ona göre, felsefe akıl yürütmeye dayalıdır. Vahiy ise, ilâhî kaynaklı olduğundan ondan daha kesin, sağlam ve daha inandırıcıdır. Dolayısıyla bu da ilâhiyatın felsefeden daha yüksek bir mevki işgal ettiğini, dinin ilahi, felsefenin beşeri kaynaklı olduğunu, yani felsefenin akıl, dinin itaat ve kabul yolunu benimsediğini ve nihayet peygamberlerin doğrudan vahiy yoluyla, filozofların ise akıl yürütme ve mantık gayretleriyle bilgi sahibi olduklarımı gösterir.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Mu'tezile mezhebinin vahye ihtiyaç konusundaki bu akli yaklaşımını ana hatlarıyla belirttikten sonra şunu hemen ilave edelim ki, söz konusu ekolü bu görüşünde tutarlı kabul etmek pek mümkün görünmemektedir. Çünkü teklif vahiyle değil de akılla belirlenmiş olsaydı, o takdirde dinî ve ahlaki anlayışlar, şahıslara, zamanlara ve muhitlere göre değişik olurdu. Zira akıllar, idråk ve algılama açısından aynı nitelikte değildir. Şurası da bir gerçek ki, akıl sınırlıdır ve sınırını aştığı zamanda yolunu şaşırmakta ve tökezlemektedir. Dolayısıyla böylesine önemli bir meselede akıl, her zaman doğruları gösteren şaşmaz bir kriter (ölçü) olabilir mi? Elbette ki olamaz. O halde akla üstesinden gelemeyeceği bir yükü yüklememek gerekir. Nitekim Yaratıcı Kudret bu sebepten dolayı ona, teklife esas olan hususların muhtevasını öğrenme ve mahiyetini idrak etme vazifesini vermiştir, vahyedilmeyen esasları bulup çıkarmasını değil.
Sayfa 134·Kitabı okudu
Mu'tezile, vahiy ve şeriat olmasa bile aklın, her şeyin iyiliğini ve kötülüğünü, güzelliğini ve çirkinliğini anlayabilecek güçte olduğunu ileri sürmektedir. Çünkü bu mezhebe göre vahiy, bir şeyin güzel ve çirkin olmasının sebebi değildir. O ancak aklen güzel olanın güzelliğini, çirkin olanın da çirkinliğini ortaya koymaktadır.
Sayfa 133·Kitabı okudu
İnsan fıtratı, akl-ı selim üzere hareket etmeyi emreder, ancak hevâ ve heves buna karşı çıkar. Böylece daima bu iki zıt kutup arasında bir hesaplaşmanın sürüp gittiği görülür. İşte bu hesaplaşmada Allah, daima akl-ı selimin galip gelmesini arzu ettiği için vahiyle ona bu galibiyetin yollarını göstermeyi murad etmiştir. Bunun için insanlara, asla hevâ ve heveslerine uymamalarını, onu tanrılaş tırmamalarını emretmiş, ayrıca mutluluğu elde etmeleri için de gerekli olan esas ve prensipleri koymuştur.
Sayfa 110·Kitabı okudu