Sonuç olarak şunu ifade edelim ki, keşfin bağlayıcılığı konusunda mutasavvife arasında her ne kadar bir birlik yoksa da, Mu'tezile ve Ehl-i sünnet kelamcılarının keşfi, objektif bir bilgi yolu olarak görmemeleri, söz konusu kavramın da ilhâm gibi bağlayıcı bir nitelik taşımadığını ortaya koymaktadır. Bize göre Şia'nın bu konudaki eğilimi de, sonucu değiştirici mahiyette görülmemelidir. Çünkü onların bu görüşü, söz konusu mezhebin itikadi esaslarından kaynaklanan bir özellikten başka bir şey değildir. Zira onlara göre inanç esaslarından biri de, imamlara iman etmektir. Hal böyle olunca elbette ki bu durumda imamların sözleri de, ümmeti bağlayıcı nitelikte kabul edilmelidir, nitekim de öyle olmuştur.