Hiçbir pişmanlığın para etmediği ve herhangi bir amelin yapılamayacağı kabirde yüzlerce sene durmaktansa hayatta olup bir kere olsun 'Lâ ilâhe illallah' demek daha efdaldir. Belki sıdk-ı gönül ile söylenen tek bir kelime-i tevhid onun kurtuluşuna vesile olur.
Böylesi kötü durumlarda Allah'a (cc) sığınmak Kur'ân'ın çeşitli vesilelerle hatırlattığı bir yöntemdir. Kul aciz kaldığı durumda her şeye gücü yeten, bütün mahlûkatın sevk ve idâresi elinde bulunan Kadir-i Mutlak'a sığınmalı, O'ndan (cc) medet beklemelidir. Kur'ân'ın verdiği örneklerden biri Hz. Yusuf'tur (as). Nefsine yenilen melikin karısı kapıları üzerine kilitleyip de kendisini zinaya davet ettiğinde Hz. Yusuf (as), "Allah'a sığınırım, çünkü o (kocan) benim efendimdir, bana iyi baktı. Şüphesiz zalimler kurtuluşa ermezler." diyerek böylesi bir ihânete düşmekten Rabbine (cc) sığınmıştır.
Ruhun cansız bedene hayat vermesi gibi Hz. Cebrail (as) de getirdiği vahiyle ölü kalplere hayat verir, onlara Allah'a (cc) kul olmayı, dünya ve âhiret saadetini elde etmenin yollarına öğretir. Bu nedenle kendisine ruh denilmiştir.
İbn Tufeyl'in istediği tek şey, akıl ile ruhun özgür bırakılmasıdır; bunu akılları kendilerini arayabilecek kadar cesur olanlar için bir ideal olarak gösterir.