Antalya’da Elmalı’da yaşayan biri 6 diğeri 9 yaşında olan iki kardeşin uğradığı cinsel istismar davasında, sanıkların adli kontrol şartıyla serbest bırakılması üzerine bir kampanya başlatıldı. Azra S, başlattığı kampanyada istismar uygulayanların ağır ceza almasını talep ediyor. Bu talebi yetkililere duyurmak için imzanı ekleyebilirsin.
chng.it/dy4ZVRRxDX
1- Kitapla alakasız, anket iletilerinden geçilmiyor. 1k özünden kopuyor. Alıntılar, incelemeler, arka planda kalıyor.
2- 'Keşfete bi giriyorsun, saçma sapan bir sürü şey'. Bi tane güzel paylaşım okuyamıyorsun.
3- Keşfette 4 sekme var. En yeniler yükselenler ilgi görenler vsvs. Bunlar ne işe yarıyor, hangisine bakmalıyım. Yüksenlelere sn başına 100 paylaşım düşüyor. Takip imkansız zaten. İlgi görenlerde sürekli aynı kişilerin aynı paylaşımları, falan.
4- Keşfeti boşver. Akışa döneyim diyorsun. Takip ettiğim okurların bütün paylaşımları kayboluyor. Çok sevdiğim bir arkadaşım bir kitap okumuş mesela. Ben bir süre sonra akışa girdiğimde takip ettiğim kitaplar, yazarlar ve konular sağolsun onlar doldurmuş oluyor. Arkadaşımın paylaşımını görmek için 10 sayfa aşağıya inmem lazım. Gün içerisinde işten güçten kafamı kaldırıp 5 sn zaman bulmuşum onu da onu aramakla mı geçireceğim?
5- Birisi beni takip etmiş. Tanımıyorum da. Ayıp olmasın diye geri takip ettim. Şimdi de her gün 100 tane alıntı paylaşıyor. Mübarek kitabı kopyalıyor sanki. Arkadaş sağolsun ne zaman girsem onu görüyorum. Hiçbir ilişkim yok kendisi ile. Sırf takip ettik diye her adımını sürekli görüyorum.
6- Dedikki kalite bozuldu, keşfet öldü bari Edebiyat konusunu takip edeyim de gerçek okurları bulayım. O da nesi, herkes her paylaşımı edebiyat diye işaretliyor. Dolayısıyla Akışa snde 10 paylaşım düşüyor. Olmadı, onu da takipten çıkayım!!!.
7- Keşfete 'yeni okurluğumu kaldırın' yazıyorlar mesela, ee kalite nedir, sosyal kimlik nedir bilmeyen bazı kişiler de altına harflerden oluşan yüzlerce yorum yapıyor. Benim gariban alıntıma ise 4 tane tanıdığım insan 3-5 yorum ancak yapabiliyor. Ne yapalım yani illa 'üstünüzde ne var' diye anket mi açak ha?
8- Neyse bunları boşver, ben kendi işime bakayım diyorsun, bir
Hikayeni anlatmak ister misin?" dedi Milletvekili.
" Hikayem..."
Ne anlatabilirdim ki, anlatacak ya da dinlemeye değecek ne yaşamıştım? Ayrıca bilmek istediği neydi? Her şeyi en başından mı? Eğer öyleyse, benim yirmi iki yıllık yaşantımı, şimdi burada taş patlasın bir buçuk iki saate sığdırmaya çalışmak, acısıyla tatlısıyla onca yaşadığım anıya hakaret sayılmaz mıydı? Yoksa kısaca neden, nasıl burada bulunduğunu mu merak ediyordu...
Bence bu hiç deşilecek bir yara değildi.
Bu durumlarda sadece kocamı ayarttın bahanesiyle kadınlara suç bulmak ne kadar doğruydu? Sanki erkeklerin hiç suçu yokmuş gibi, aldatılma konusunda bütün suçu kadınlara yüklemek, erkeğin iradesiz aklı yetmeyen, aciz bir varlık olduğunu kabul etmek değil miydi? Peki kim ister böyle bir erkekle hayat geçirmek, onun için hayat boyu çıkabilecek sorunlarla savaşıp ömür geçirmek?