İnanılmaz etkileyici bir son... Gerçekten bütün kitabın acısını çıkaran, sinirlerimi geren o bam tellerini tek tek kopartan ve aşırı rahatlama veren bir son. Kitabın ilk yarısını okurken sıkılmadım diyemem, Fransızların o aşırı romantize edilmiş aşklarını okumak genel olarak sıkar beni. Ama son yarıda gelişen olaylar, hikayenin gidişatı öyle güzel ilerledi ki... hazırlıksız yakalandım kitabın son kısmına.
İstemsiz bir şekilde son zamanlarda okuduğum romanların konusu aynıydı: Saplantıyı ve duyarsız bir özveriyi sevmek sanan adamlar ve heba olan kadınlar. Ben kitapların arka kapaklarını bile okumadığımdan benim için şaşırtıcı bir serüven oldu elimin gittiği romanların aynı müziği farklı enstrümanlarla seslendirmesi.
Hastalıklı aşklardan, sevmek sanılan saplantılardan, hayranlık olarak adlandırılan takıntılardan ve en önemlisi kadını insandan ayıran her türlü düşüncenin gölgesinden uzak bir hikayeyle yeniden yaşatmak isterdim bu romanların kadınlarını.
Özellikle bir kadın olarak, hayatın o uçsuz bucaksız vadisinin can damarı olmamıza karşın, 2 metrekare yerimizin olduğu şu düzende, hepimizin, bana kitabın sonunda rahat bir nefes aldıran Natalié gibi olmasını diliyorum.