Yazarın okuduğum en kötü kitabıydı bana göre.. Hikayede gitmeyen, kendini okutmayan bir şeyler vardı. Bazı yerleri sıkılarak, sonunu tahmin ederek okudum. Bu kitap beni şaşırtmadı.
Kitabı sevip sevmediğimden emin değilim, ilk başları heyecan verici olsa da sonraları o heyecanı kaybetti. Kitabın sonu da beni tatmin etmedi. Abartıldığı kadar sevemedim.
Sıradan ve sarsılmaz hayatlarımızın nasıl da pamuk ipliğine bağlı olduğunu ve en ufak bir şeyin hayatımızı nasıl da tepetaklak ettiğini anlatıyor Güvercin. Ve Süskind bir kez daha sarsıcı bir hikayeye imza atıyor Güvercin ile.
Daha öncesinde yazarın 50 Maddede İlişkiler kitabını okumuştum. Aralarında kıyaslayacak olursak bu kitap çok daha aydınlatıcı bir kitap olmuş. Birçok konuda nerede, nasıl davranılması gerektiği örneklerle açıklanmış. Erkek okurlara çok hitap ettiğini düşünmemekle birlikte biz kadınlar olarak nerelerde hata yaptığımız ve bu hataları nasıl elimine edeceğimizi öğreten bir rehber olmuş diyebilirim.
En sevdiğiniz tür benim gibi psikolojik gerilim ise ve bu türde çok fazla kitap okuduysanız bu kitap sizi şaşırtmayacak. Aksine gelen virajları tahmin edebilirsiniz ama yine de okuması keyifli kitaplardan biriydi. Bu kitabı okuyup beğenirseniz mutlaka Kapalı Kapılar Ardında 'ya da bir bakın.