Motive ve meraklı olmak akıllı olmaktan
daha önemlidir çünkü eyleme yol açar.
Akıllı olmak hiçbir zaman tek başına
sonuç getirmez çünkü sizi eyleme
geçirmez. Davranışı harekete geçiren
zekâ değil, arzudur. Naval Ravikant’m
dediği gibi, “Herhangi bir şeyi yapmanın
hilesi, önce arzusunu geliştirmektir.”
Ancak mutluluk geçicidir çünkü her
zaman yeni bir arzu çıkagelir. Caed
Budris’in dediği gibi, “Mutluluk bir
arzunun tatmin edilmesi ile yeni arzunun
oluşması arasındaki boşluktur.”
Aynı şekilde acı çekmek de bir durumun
değişmesi için duyulan şiddetli arzu ile
değişime ulaşma arasındaki boşluktur
Uzlaşmacılığı yüksek insanlar nazik,
düşünceli ve sıcaktırlar.
Daha yüksek doğal oksitosin
seviyelerine sahiptirler. Oksitosin sosyal bağ kurmada önemli bir rol
oynayan, güven hissini artıran ve doğal
antidepresan görevi üstlenen bir
hormondur. Oksitosin seviyesi daha
yüksek insanların teşekkür notları yazmak
ve sosyal organizasyonlar düzenlemek
gibi alışkanlıkları inşa etmeye neden daha
yatkın olduklarını tahmin edebilirsiniz.
Değişken ödüllü olsun ya da olmasın
hiçbir alışkanlık ebediyen ilginç kalmaz.
Kişisel gelişim yolculuğunda bir noktada herkes aynı zorlukla karşılaşır:
Sıkıntıya âşık olmak zorunda kalır.
Londra’daki Kings College’dan
davranışsal genetikçi Robert Plomin’in
bana söylediği gibi,
“Özelliklerin genetiğin bir öğesi olup olmadığını test etmeye
son verecek noktadayız çünkü
genlerimizin etkilemediği
tek bir özellik bulamıyoruz."
Bütün bunlar bir araya getirildiğinde benzersiz genetik özellikler öbeğiniz
sizi belli bir kişiliğe yatkın hale getiriyor. Kişiliğiniz farklı durumlarda tutarlılığını
koruyan özellikler topluluğudur.