Çünkü bazı cümlelerin ucunda yorgunluk, bazı cevapların ucunda kırgınlık varmış.
Sustuğum yerlerde kendimi daha çok dinlemişim,
anlatmakla tüketmek arasındaki farkı orada anlamışım.
Eskiden her şeyi konuşarak çözebileceğime inanırdım.
Şimdi biliyorum, bazı insanlar duymak istemez seni,
bazı anlar söze yer bırakmaz zaten.
Ve bazı duygular vardır ki anlatınca değil, yaşayınca anlaşılır.
“Şu an yaşıyorum ve önemli olan bu. Hayat geçici. Her zaman, herkes için. Benim işim, ölene kadar yaşamak. Benim işim, bedenimle barışmak, onu her şeyiyle sevmek. Böylelikle, temelim sabit olduğunda, elimi güçlü ve cömert bir biçimde uzatabilirim.”