baba ben artık bu evde yaşamak istemiyorum yıllardır ruhumuzu öldürdün bu evde hayatında bir roman okumadın bir sinemaya gidip heyecanlanmadın beni ve annemi bu çirkin eşyanın içine hapsettin yemekten ve uyumaktan başka bir şey düşünmedin bende bütün duygular senin bu inatçı duygusuzluğuna karşı gelişti kuru mantığınla içimizi kuruttun sana benzeyen taraflarımdan ellerimden ayaklarımdan utanıyorum ihtiyarlayınca sana benzemekten korkuyorum kötülük edemeyecek kadar kısır kafanda yalnız bizim için yaptıklarının defterini tuttun bana aldığın ilk elbiseden verdiğin son harçlığa kadar hastalığımda uykusuz kaldığın gecelerin hesabına kadar kaydettin bu ağır havalı evin içini güzel bir müzik sesiyle bir kitapla süslememe izin vermedin nasılsa eve giren bütün güzelliklerin birer birer yok oluşunu kayıtsız bir sabırla seyrettin kanaryam öldüğü zaman bir yenisini almadın çiçekler solunca boş saksıları balkona taşıdın hiç duydun mu hediye diye bir sözün olduğunu insanların birbirine aldıkları ve genellikle çocukları sevindiren hediye bir gün elinde bir balonla eve döndün mü yaptığım resimler için ağzından çaktığın çivilere dikkat et duvarları berbat ediyorsun sözünden başka bir söz çıktı mı bu evde senden başka varlıkların yaşadığını hiç düşündün mü ben bir kitap okurken ne okuyorsun diye bir soru sordun mu beni elimden tutup bir gün parka götürdün mü sadece o soğuk mantığınla tenkit ettin elektriği açık bırakmışsınız pencereyi kapatmamışsınız radyoyu kapatın başım ağrıyor roman okuyup gözlerinizi yormayın boşuna elektrik yanıyor okuduklarınızın hepsi yalan senin bana isyan etmene bu kitaplar sebep oluyor
Tomris Uyar ismini Cemal Süreya, Turgut Uyar ve hatta Edip Cansever ile olan arkadaşlık/aşk ilişkileriyle duymuşuzdur pek çoğumuz, en azından ben öyle duydum. Buna yönelik ciddi tepkiler de vardır özellikle feminist kanattan. Tomris Uyar'a ''ikinci yeninin gelini'' gibi yakıştırmaları şiddetle reddeder bu kanat ki ben de bu konuda onlarla hemfikirim. Cidden iğrenç bir tanım bence de. Ancak bu tanımı bir kenara koyarsak Tomris Uyar'ın kendi edebi kişiliği neden konuşulmuyor da kadın sürekli Turgut Uyar, Cemal Süreya üzerinden tanımlanıyor sitemine pek katılmıyorum. Çünkü Cemal Süreya ve Turgut Uyar çok önemli dahası popüler isimler. Tersini düşünün, dünyaca ünlü bir kadın mankenin sevgilisi de kendi ismiyle anılmaktan ziyade basında sıklıkla X mankenin sevgilisi şeklinde kendisine yer bulur. Ben Tomris Uyar ismine biraz da böyle bakıyorum. Hatta ciddi bir kesimin eleştirisini alacağımı bildiğim halde yine de şu fikrimi söylemekten kendimi alıkoymayacağım; Eğer bu üç büyük şairle ilişkisi olmasaydı günümüzdeki kadar popüler bir isim olmazdı Tomris Uyar ismi. Kadının edebi kişiliğinin popüler olmayı hak edip etmediği başka mesele, ben etmiyor demiyorum. Bunu diyebilecek kadar kendisini okumadım. Ancak günümüzde sinemada olsun, tiyatroda olsun, edebiyatta olsun nice kaliteli işler başarmış pek çok insanın adını pek çoğumuz sadece öldüklerinde duyuyoruz mesela.
Tomris Uyar'a yönelik bu aşırı agresif savunmalar ve bir de Gabriel Garcia Marquez'in Başkan Babamızın Sonbaharı kitabına yapmış olduğu -bence- rezalet çeviri sebebiyle hayli önyargılıydım kendisine. Ancak bu kitap fikrimi değiştirdi. Muhtemelen bu kitaptaki öyküleri onun en iyi öyküleri olmasa bile kitabı okuduğumda ''Evet, kadın cidden iyi öykücüymüş.'' dedim ben. Öykülerine yönelik tek eleştirim bence