"Büyük öykü?"
"Büyük öykü, evet. Büyük öyküler boktan zamanlarda yazılır. Öylesine, düşünüp tasarlamadan. İnsan ancak öyle zamanlarda inebilir kendi derinine. Derinine inmek şart mı diye sorarsan da, elbette? Yoksa ne ki insan? Biraz kan ve su, biraz deri ve kemik, bolca gözyaşı ve keder. Doğada kederlenen tek varlık insandır biliyor musun? Bak üzüntünden bahsetmiyorum, üzgün hayvanlar da olur elbet. Ama keder sadece insana has bir duygu. Üzüntü ile keder arasında fark ne ki dersen, üzüntü, kaynağı yahut nedeni belli olan bir ruh halidir derim. Keder ise çoğu zaman nedeni belli olmayan kaygılardan kaynaklanır. Kaygı ve endişe arasındaki fark gibi bir şey esasen üzüntü ve keder arasındaki fark. Üzüntü geçer, çok acıtır bazen evet, çok yorar, hırpalar, dağıtır. Ama geçer. Er veya geç, geçer. Keder ise bir kez yapıştı mı insanın paçasına, bırakmaz. Ruhuna, kişiliğine, yüzüne; her şeyine siner insanın."