Sonay Karasu

Sonay Karasu
@Son_ay
İçimde sıkışmış tüm ‘hoşça kal!’ları bir çırpıda döküyorum en sadık cümlelerime. Boynu bükük harflerime helalinden umut emziriyorum. Yirmi dokuz umut kardeşimi bembeyaz kâğıtlara mühürlüyorum. / Sonay Karasu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ve final !!! Minnetle-Saygıyla- Bin teşekkürlerimle
Seyir Dönüşüm, adım adım gerçekleşen bir süreç. Kısa yol masalları, zihne ait arayışlar ve hayali buluşlardır. Yol tektir. Ya yoldasındır ya da kayıp. Yola girmek, yolda adım atmak bir "an"da olur, her an mümkündür. Yol, gerçeği seçmeyi ve her an yeniden seçmeyi içerir. Her gün bir adım, bir adım daha, bir hikâyeden daha özgürleşerek, kendine zarar verdiğin her bir düşünceyi, inancı, alışkanlığı daha sorgulayarak, bırakarak, bir adım daha kendine yaklaşarak, bir kez daha tepki değil, etki olmayı seçerek, olumsuz hissettiğin her an, yeniden merkeze yani eve gelerek ilerleyeceğin bir yolda yürümektir. Yolu yürümektir muhteşem olan, çünkü her adımda gerçeğini, gerçekten yaşamanın benzersizliğini, kıymetini biraz daha idrak edersin. İnanmış olduğun her bir hikâyeyi daha bıraktıkça, daha da hafifleyerek yürüyebilmenin keyfini fark edersin. Adımların dans adımlarına dönüşür giderek. Varoluşun eşsiz senfonisinde hem çalan hem dinleyen hem dans eden olabilmenin keşfidir bu. "Her Şey Ben" dansında, aslında hep kendi merkezinde döndüğünü ve hep kendi merkezine ilerlediğini fark ediştir. Bir kez buldun mu yolu, bir kez gerçekten yürümeye başladın mı, bir kez katıldın mı bu varoluş dansına, vazgeçemezsin. Aşk bulmuştur seni, sen aşkı... Her nefeste yeniden, yeniden aşkı solumak ve daha çok aşk olmak için, her an yeniden gerçeği seçersin...SON —— NOT: Bu metin, özellikle kişinin kendi içsel yolculuğunda "hikâyelerinden" sıyrılıp özgürleşmesini ve yaşamı bir dans gibi algılamasını odağına alıyor. Kitabın genel ruhunu yansıtan oldukça etkileyici bir pasaj.
Sayfa 343 - Dilerim ki; bu kitap sizi bulsun.·Kitabı okudu
Bugünü İyileştirmek: Geçmişi Şifalandıran An
İşte bak ne dedik, geçmişte hiçbir şey olmamış gibi bir haldeyiz, oluş içindeyiz şimdi. Yani burayı iyileştirerek geçmişi de iyileştiriyoruz. Olmamış yapıyoruz. Olmamış oluyor, olmamış olsaydı ne olurduysa şimdi de o oluyor. Yani geçmiş de şifalanıyor böylece. Nasıl oluyor bu? Çünkü an ne ise gerçek olan odur. Ve şu ana baktığımda hiçbir şey olmamış, neşeyle bir olmuş, paylaşan bir aile, bunu görüyorum." —————- Ana Fikir Metnin ana fikri, "An"ın dönüştürücü ve geçmişi şifalandırıcı gücüdür. Geçmişte yaşanan olumsuzluklar, bugün atılan bilinçli ve şifalı adımlarla sanki hiç yaşanmamışçasına bir etki yaratabilir. Eğer şimdi, şu an iyileşmiş, barışmış ve neşe içinde bir "oluş" sergiliyorsak, gerçek olan budur. Bu yaklaşım, zamanın çizgisel değil, "an" merkezli olduğunu ve bugünü iyileştirmenin geçmişin tortularını da silebileceğini savunur. • Bugünü İyileştirmek: Geçmişi Şifalandıran An • Oluşun Gücü: Olmamış Yapmak • Gerçek Olan Şimdidir: Geçmişin Şifası • An'ın Dönüştürücü Aynası
Sayfa 332·Kitabı okudu
Nasip, alacağındır yaşamdan."
Akış böyledir işte. Sen yürüdün mü, her şey dökülür önüne, yine fark ediyorum. Her şey destek olur sana, her şey en uygun hali ile tam da olması gereken haliyle gelir kapına. 'Hadi,' der. 'Nasip geldi, ilerleyelim.' Nasip, alacağındır yaşamdan." ——— Ana Fikir İnsan kendi içsel doğrularına sadık kalıp, hayalleri doğrultusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğinde, yaşamın "akış" mekanizması devreye girer. Sen adım attığında, sistem seni engellemek yerine desteklemeye başlar; doğru insanlar yetişir, yollar açılır ve ayrılıklar bile tam zamanında, olması gerektiği gibi gerçekleşir. "Nasip," rastgele bir şans değil; kişinin hazır olduğunda yaşamdan alacağı hak edilmiş bir ödüldür. • Akışın Ritmi: Kanatlarını Özgürce Açmak • Nasip: Yaşamdan Alacağın Olan Hak • Sen Yürüdün mü Yollar Açılır • Tam Zamanında: Hazır Oluşun Getirdiği Özgürlük
Sayfa 326·Kitabı okudu
Heeyy uyan. Var mısın?
Yaşam gerçek olmayan ne varsa sende, her gün sana onu gösterir. Gelen hep sensindir. Hep kendini getirir sana, 'Kendine gel!' diye. Bütün o savunmaların, saklanmaların, kaytarmaların, ters yöne kaçmaların, sözde korumak için kendini dışarıya saldırmaların ne denli boş olduğunu sana yeniden yeniden gösterir. Yine yakalanırsın, yine gelir kapına. Çünkü 'soru' hep aynı yerden gelir: Kendinden. Bu nedenle cevapları dışarda arayarak değil, kendini OKUYARAK çözebilir insan. Yaşam senin için aslında hep tek ve aynı soruyu yineler: 'Var mısın?'" ————— Ana Fikir Hayat, aslında bizim iç dünyamızın bir aynasıdır. Dış dünyada karşılaştığımız zorluklar, çatışmalar veya tekrarlanan sorunlar, aslında bizim kendi içimizde çözemediğimiz, sakladığımız veya kaçtığımız gerçeklerin bir yansımasıdır. Yaşam, biz kendimizi tam olarak tanıyana ve içsel dürüstlüğe ulaşana kadar aynı dersleri önümüze getirmeye devam eder. Kurtuluş, dış dünyayı değiştirmeye çalışmakta değil, kendi içimizi bir kitap gibi okumayı öğrenmektedir. • Yaşamın Aynası: Kendine Gelme Çağrısı • Dışardaki Sen: Kendini Okuma Sanatı • Tek Bir Soru: Var mısın? • İçsel Gerçekliğe Dönüş: Savunmaların Sonu
Sayfa 325·Kitabı okudu