Halit Ziya Aşk-ı Memnu’da anlattığı olayların tamamıyla hayal ürünü olduğunu bildirtir. Yalnız kahramanları yaratırken gözlemlerinden yararlanmıştır. Romanın yazıldığı dönemin (İlk olarak 1899-1900 yıllarında Servet-i Fünûn dergisinde tefrika edildikten sonra 1901'de kitap olarak yayımlanmıştır.) yansıtmıştır.İstanbul’un çeşitli semtlerinde Melih Bey takımını andıran aileler bulunduğuna değinir. Behlûn’ün de birkaç tanıdığı gençten harmanlanmış bir genç olduğunu söyler.
Halit Ziya’nın çaba gerektiren zor ama zarif kendine özgü bir üslubu vardır. Hemen gözünüz korkmasın benim okuduğum “İş Bankası Kültür Yayınları (Türk Edebiyatı Klasikleri – 28)” basımında günümüz Türkçesine anlaşılır ve eski süslü dilin ruhunu gayet başarılı aktarılmıştır. Örnek vermek gerekirse:
-Minimini Nihal’in mektubu artık kaybolmaz. Behlûl dünyanın içinde, dünya göklerinin içinde kaybolabilir; mektup yine buradan kaybolmaz. (s.338)
Örnek üzerinden bir başka, yine yazımla alakalı okurken dikkatinizi çekecek bir husus daha var ki benim nadiren paragraftan kopmama, tekrar baştan okumama neden olmuştu. Örnekte de görüldüğü üzere mektubun kaybolmayacağını bildirmek için, iki cümle kurulmuş bu en kısa şekli bazı durumlarda betimlemeler o kadar uzun, uç örnekler le yapılmış ki hayal etmekte zorlandığım çokça kısım oldu.
Romanımız bize o dönem içinde ilgi gören, benzer roman örnekleri (Hüseyin Rahmi'nin Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda Öğütür ,Mehmet Rauf'un Eylül Eylül ) olan “yasak aşk” başlığı altında sunulmuş. Halit Ziya’nın ahlakçı bir tutum takınmadan, evlilik denen resmi kurumun içinde yaşananları açık bir dille ifade etmiş. Evlilikte çiftleri yasak aşka iten nedenleri ortaya koymuş. Her karakterin bakış açısıyla yazması sayesinde yer yer yasak ilişkiye methiyeler düzmek derecesine gelmiştir (s.175-s181 arası en bariz