Susmak ağır bir ceza, hem kendine hem seninle olana. İnsan ilkel çağlardan bu yana hep konuşmak, içindeki birikimi atmak istemiştir. Tabi bu dışavurumu yazarak yapanlar da olmuş ve sanki en sağlıklı olanı bu gibi. Böyle düşünüyorum ama yazarların çoğunun yalnızlık, depresyon, panik atak, bipolar bozukluk, şizofreni gibi hastalıklarının olması ayrıca çoğunun çok savurgan yada tam tersi çok içe kapanık tutumlarının olması yazmanın da zararlarının olabileceğini aklıma getirir. Nuri Bilge Ceylan'ın 1995 yılında çekmiş olduğu kısa filmi 'Koza' da aynı evde yaşayan ama iç dünyanlarında farklı hayatlar yaşayan iki yaşlı birey ile susarak da anlaşılabileceği açıkça gösterilmiştir. Film, çok kısa olmasına rağmen kimilerini sıkabilir; çünkü yazan ve yöneten büyük usta Nuri Bilge Ceylan, anlatmak istediği her şeyi direkt vermemiş ve izleyicinin de biraz beynini yormak istemiş. Her zamanki gibi ortaya izleyiciyi çokça düşündüren ve yoran bir yapıt ortaya çıkmış.