Sevilay Kubilay

Sevilay Kubilay
@Sophieay
İçimizdeki Şeytan
Nitekim hayatın ilk çelmesinde yuvarlanıverdim.
Sayfa 249 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
birçok bayıldığım kızların birçok büyük iltifat ve müsaadeleri beni bu kızın manasını bile iyice anlayamadığım bir bakışı kadar sevindirmiyor. evet, sadece bir bakış ve belki de biraz merhametle karışık... fakat bunun hiç olmazsa lakayt bir bakış olmaması beni yerimden sıçratıyor. içimde müthiş bir hafiflik, bir genişlik duyuyorum. belki de hakikaten sevmek budur. belki de ben şimdiye kadar sevmenin ne olduğunu bilmiyordum. acaba kendimi kapıp koyuversem mi?.. ne zaman irademe müracaat edersem büyük bir yorgunluk duyuyorum... kendimi hadiselerin eline bırakayım mı? acaba şu anda o ne düşünüyor? herhalde beni değil... niçin?.. onun kafasında bir müddet yaşamak için neleri feda etmem ki?.. her şeyi...
Sayfa 68 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
ne de olsa baba ölümü... ama elden ne gelir... Ömer bu anda zavallı kıza sahiden acıdığını hissetti. Dört sene evvel ölen kendi babasını hatırladı. İstanbul'da leyli mekteplerde geçen ömrü, babasını adamakıllı tanımasına engel olmuştu. Ona aydan aya para yollayan ve tatillerde evine gidilen biri nazarıyla bakmaya alıştığı halde ölüm haberi kendisini adamakıllı sarsmıştı. İnsan oturduğu odanın duvarlarından biri yok oluvermiş gibi noksanlık, bir çıplaklık duyuyor, bir gün evvelline kadar kolumuz, bacağımız gibi pek tabi surette mevcut olan bir şeyin birdenbire hiç olmasına inanmak istemiyordu...
Sayfa 55 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra gögsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı?
Sayfa 41 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
"Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bomboştur ve dünyayla bağdaşamaz. Sonraları bu hisler de kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevinmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez. Bu durumda artık bu hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Geriye dönüş kalmamıştır. Bomboş, kül rengi bir yüzle ve nefretle çevresine bakar, tıpkı duman adamlar gibi. Onlardan biri olup çıkmıştır. Hastalığın adına gelince, buna ölümcül can sıkıntısı denir."
Sayfa 272 - Kabalcı Yayıncılık·Kitabı okudu