Kitabın adı 1896 tarihli bir şiirin ilk dizelerinden: Gerçi Rum isek de Rumca bilmez Türkçe söyleriz,
Ne Türkçe yazar okuruz ne de Rumca söyleriz,
Öyle bir mahludî hatt-ı tarikatımız vardır,
Hurufumuz Yunanice, Türkçe meram eyleriz.
"Nasıl oldu da Homo sapiens sapiens, … kalabalık, yerleşik topluluklar halinde … birkaç çeşit tahıldan oluşan yığınlar içinde … bugün adına devlet dediğimiz şeylerin öncülleri tarafından yönetilerek yaşar oldu?"
"Hemen bütün lügat kitapları köşk kelimesini 'Farsçadan alınmadır' diye kaydederler: kuşk. Bunlar için Ş. Sami, kelimenin menşeini göstermemekle hiç olmazsa, Farsça asıllı olduğunu kabul etmemiş oluyor... Bir kelimenin ait olduğu dili belirleyebilmek için, o kelimenin o dilde kullanılmış olması yetmez... Netice apaçık ortada: köşk'ün çıktığı kelime köşik'tir. Eee, ikinci hecesindeki i sesi n' oldu? Onu düşürdük gitti. Şöyle: Biz Türkler iyelik eklerine bayılırız, bol bol kullanırız. Hele üçüncü şahıs iyelik ekine biteriz doğrusu. İsim tamlamalarımız üçüncü şahıs iyelik eki olmadan olmaz. Biri gelir kapıya, soranı 'kimdir o?' 'birisi gelmiş' diye cevap veririz ve hiç düşünmeyiz üst üste kullanılmış bu çifte iyelik eki ile 'kimin bir+i+si+ni' kastettiğimizi! "
"Modern dünyanın bunalıma soktuğu insanoğlu için acaba gelecek ne vadetmektedir? Bir Kızılderili'nin dediği gibi, tek değeri, tek tanrısı para olan, önce Tanrı'nın yaptıklarını yok edip sonra da kendisinin suni olarak yaptıklarını onların yerine ikame eden modern insan, yeryüzündeki düzeni bozarak; ekolojik dengeyi, ahlaki kuralları, toplumsal yaşamı altüst etmektedir."
"On yedinci yüzyılın köle gemilerinin hesabını, tutup yirminci yüzyılın Beyaz adamından mı soracağım? Ruhlarda okkalı bir suçluluk duygusu yaratmak için her çareye başvurmam mı gerekiyor?"