F.

Türkçe konuşan Anadolu Ortodoksları
Puan vermedi·424 syf.·
2026 1. kitabı
Kitabın odağı, Türkçe konuşan Anadolu Ortodokslarının (Karamanlılar) tarihi. "Kim oldukları” sorusunun cevabı literatürle verilmeye çalışılmış; nasıl yazdıkları, hangi dille/dinî aidiyetle kendilerini tanımladıkları ve Karamanlıca yayınların toplumsal işlevi araştırmanın içeriğini oluşturmuş. Kitapta bolca yer verilen, Yunanca harfli Türkçe metinleri okumak çok keyifli. Okurken sadece “yazı sistemi” değil, doğrudan kimlik inşasını da okuyorsun. OKuma keyfini beslemesinin yanında çok da önemli bir yönü var. Sık karşılaşılan bir sorunun cevabı diyebiliriz. Sorun şu: Dinî kimliği dil, etnisite ve siyasi aidiyetle otomatik olarak eşleştirme eğilimi. Karamanlıca metinler ise tam tersine Ortodoks Hıristiyan bir topluluğun Türkçe konuşabildiğini, Türkçe yazabildiğini ama bunu Yunanca harflerle ifade ettiğini göstererek kimliğin tek katmanlı olmadığını kanıtlıyor. Bu durum, "din, dil ve milletin" zorunlu olarak aynı eksende birleştiğini varsayan modern şemaların her zaman geçerli olmadığını somut malzemeyle ortaya koymakta. Kitap, alıntılarıyla verdiği okuma keyfinin yanında bu açıdan ele alınarak okunabilir.
Gerçi Rum İsek de Rumca Bilmez Türkçe SöylerizEvangelia Balta · İş Bankası Yayınları · 201419 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·160 syf.·
2025 45. kitabı
Kitapta pagan sembolizmin yerini Hıristiyan ikonografisine nasıl bıraktığı tarihsel bir kırılma olarak izlenebilir. Sikkelerde haçın belirmesi, Komnenos armalarında pagan figürlerin kaybolması... bu örnekler dinî dönüşümün maddi kültür üzerinden izlenmesini sağlar ki bu da metni dinler tarihi açısından özellikle değerli kılar. Teknik olarak paganlığa dair teorik bir kitap değil fakat Karadeniz'de paganlığın nasıl yaşandığına dair izler "eski bir inanç" olarak aktarılmaktadır.
Karadeniz Kıyıları Tarih ve CoğrafyasıPer Minas Bijişkyan · Bilge Kültür Sanat · 20252 okunma
Puan vermedi·234 syf.·
2025 28. kitabı
"XX. asır, düşünen insan ‘homo sapiens’in yerine, yapıcı insan ‘homo faber’in saltanatını ilan ediyor. Onun ideali makine insana bir an evvel ulaşmaktır."​ Modern insan, artık ne mistik bir derinliğe ne de ahlaki bir duruşa sahiptir. Hayatı sadece maddi üretime ve tüketime dayandıran toplumlar, savaşları önleyemez, aksine savaşlara zemin hazırlar.
Kitap Alıntısı
Kültür ve MedeniyetNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2017754 okunma
Puan vermedi·325 syf.·
2023 1. kitabı
Daniel Keyes’in Algernon’a Çiçekler adlı kitabı, zekâ, kimlik ve toplumla olan ilişkilerimiz üzerine düşündüren bir hikâye. Bilim kurgu ve psikolojik drama harmanı denebilir. Ana karakter, bilimsel bir deneye katılıyor ve bu süreçte büyük değişimler yaşıyor. Zekâsı değiştikçe hayatına nasıl yansıdığına, insanlarla olan ilişkilerinin nasıl evrildiğine şahit oluyoruz. Kitap, zekânın mutlulukla ne kadar bağlantılı olduğu ve toplumun insanlara nasıl davrandığı gibi konulara yer veriyor. Kitabın anlatım tarzı da oldukça hoş. Hikâye, başkarakterin kendi tuttuğu ilerleme raporları şeklinde yazılmış, bu da okurun onun dünyasına adım atmasını kolaylaştırıyor. Anlatım tarzı çok samimi ve gerçekçi, bu da karakterin duygularını daha yakından hissetmemizi sağlıyor. Keyes’in bu romanı, bilim ve etik üzerine önemli sorular sorup aynı zamanda insanın kendini nasıl algıladığıyla ilgili bir bakış sunuyor. Zekâ, toplumda kabul görme ve insan ilişkilerindeki kırılganlık gibi temalar, kitabı okunduğu her dönem etkileyici kılabilecek unsurlar arasında.
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Puan vermedi·222 syf.·
2025 11. kitabı
Mircea Eliade’nin "Arayış: Tarih ve Dinde Anlam" kitabı, dinler tarihinin metodolojisini ve kutsalın insan düşüncesindeki yerini ele alan kapsamlı bir çalışma. Eliade, dinin yalnızca tarihsel bir olgu olmadığını, insanın varoluşsal anlam arayışının temel bir parçası olduğunu savunuyor. Yani din, sadece eski çağlara ya da geleneksel toplumlara ait bir yapı değil; modern dünyada da farklı biçimlerde varlığını sürdürüyor. Kitabın ana hipotezi, dinler tarihinin yalnızca tarihsel ve toplumsal bağlamlarla açıklanamayacağı, kutsalın insan bilincinde temel bir kategori olduğu fikrine dayanıyor. Eliade’ye göre din, bireyin ve toplumun yalnızca ritüellerle ya da kutsal metinlerle ilişki kurduğu bir alan değil, aynı zamanda bilinçaltında da etkisini sürdüren bir fenomen. İnsanlık, kutsalın tezahürlerini anlamlandırarak dünyayı düzenli hale getirmiştir ve bu eğilim, modern dünyada da devam etmektedir. Eliade, kitabında dinler tarihinin gelişimini ve farklı teorik yaklaşımları ele alıyor. Durkheim ve Weber gibi sosyologların görüşlerinden, Freud ve Jung gibi psikologların bilinçaltı analizlerinden, Otto ve Dumézil gibi din fenomenologlarının kutsal anlayışına kadar geniş bir yelpazeyi inceliyor. Ayrıca mitoloji, ritüel ve eskatoloji gibi temel konulara da değinerek, kutsalın tarih boyunca farklı biçimlerde nasıl tezahür ettiğini tartışıyor. Kitabın metodolojisi büyük ölçüde fenomenolojik ve karşılaştırmalı. Eliade, dinlerin sadece tarihsel bağlamlarını ele almak yerine, onların kendi anlam dünyaları içinde nasıl işlediğini anlamaya çalışıyor. Ona göre, dinlerin kökenini araştırırken modern rasyonalist yaklaşımlar yetersiz kalıyor; çünkü din, yalnızca bir inanç sistemi değil insanın dünyayı ve kendi varoluşunu anlamlandırma biçimi. Bu bağlamda kitap, dinler tarihini salt tarihsel
1000Kitap
ArayışMircea Eliade · Doğu Batı Yayınları · 201765 okunma