Bir delinin altın tozuna dokunan herkesi öldürmek istediğini düşün. Onları öldürenin altın tozu mu olduğunu söyleyeceğiz?"
Kafam karıştı. Mantığın evrensel bir silah olduğuna inanmıştım her zaman; şimdiyse mantığın geçerliğinin onun nasıl kullanıldığına bağlı olduğunun bilincine varıyordum. Öte yandan, üstadımla birlikte olduğumdan
beri farkına varmıştım ki (sonraki günlerde daha da iyi anladım bunu), mantık önce içine girmek, sonra da dışına çıkmak koşuluyla birçok şeye yarayabilirdi.
.... Beyaz Zambaklar'ın başarısını her şeyden çok borçlu olduğu ülkede, Türkiye'de, olaya çok farklı baktılar. Bazı Türkçe yayınların önsözünde şöyle söyleniyordu: "Kitabın gerçek değeri bize Finlandiya'dan bahsetmesi değil, bu hikâye sayesinde ne olduğumuzu ve ne olabileceğimizi görmemizde yatıyor."
1928 yılında, Atatürk'ün reformlarından önce bir Türk gazeteci kitap hakkında daha açık konuşuyordu: "Sanki iki milyonluk Fin halkı bu deneyi bizim için yaşamış, bizim yolumuzu aydınlatmak ve bize, kendi ağabeyine, bizim de gittiğimiz bu yoldan kararlı ve kuşku duymadan gitmeye devam edebileceğimizi söylemek için yaşamış. Bu sadece bir örnek değil, aynı zamanda zafer kazanacağımızın bir kanıtı."