Filozof ve şair olan Abelard ve kendisinden 22 yaş küçük, aynı zamanda da öğrencisi olan Heloise arasında, 12. yüzyılda geçmiş bir aşk hikayesi.
Gizlice evlenip çocuk sahibi olduktan sonra Heloise'in yaşayan tek yakını ve onu büyüten dayısının, Abelard'ı hadım ettirmesi üzerine ayrılıp ayrı ayrı manastırlarda hayatlarının sonuna dek yaşamaları ve bu süre boyunca birbirlerine yazdıkları hem acı hem de aşk dolu mektupları okuyoruz.
Mektuplarda da gördüğümüz üzere ayrılıklarının üzerinden yıllar geçmiş olsa da birbirlerini hala sevmekteler. Heloise mektuplarında Abelard'ın aksine sürekli mektuplaşmayı talep etse de, Abelard bu durumun her ikisine de acı vereceğini düşünerek buna bir an önce son vermek istemektedir. Abelard, özellikle hadım edildikten sonra bir daha asla sevdiği kadın için yeterli olamayacağı ve birbirlerinden uzak kalmalarının onlara daha iyi geleceği düşüncesindedir. Heloise ise tam tersine mektuplarında, asıl önemli olanın et ve kemik parçaları olmadığının, aralarındaki sevginin önemini ve kuvvetini urgulamaktadır.
Aralarında 22 yaş olmasına rağmen tesadüf ki her ikisi de 63 yaşında vefat etmiştir, yaklaşık 500 yıl sonra mezarları yan yana getirilmiştir.
"Sadece bedenleri, şekilleri, görüntüleri sevenlere ne yazık! Ölüm her şeyi yok edecek. Ruhları sevmeyi deneyin, onlara yeniden kavuşursunuz." Victor Hugo'ya ait olan bu söz bu ikili arasındaki aşkı anlatamaya çok uygun.
Heloise'den Abelard'a ;
Ben böyle seviyorum işte:
Zarafetini, gaddarlığını, inceliğini, kabalığını,
olduğun şairi, olmadığın erkeği seviyorum.
Bir zamanlar çocuk olduğun ve bir gün ceset olacağın için seni seviyorum.
Hem gövdeni, hem aklını seviyorum.